Muhsin YAZICIOĞLU için.. (Aşağıdaki haberin detayına bu yazıyı tıklayarak ulaşabilirsiniz)
AŞIKLAR ÖLMEZ!
Büyük Birlik Partisi Lideri Rahmetli Muhsin YAZICIOĞLU, katılabildiği 2004 yerel seçimi öncesinde seçim atmosferinde beni aramıştı..
Böyle bir atmosferde kaleme alınmış bir şiiri ve Muhsin YAZICIOĞLU’nun günümüz “adalet ve demokrasi uygulamaları”nın asıl yüzünü anlamak açısından düşündürücü olan açıklamalarını bazı “adalet savunucuları”nın ve “sözümona demokrasi havarileri”nin dikkatlerine “YORUMSUZ!” olarak sunuyorum:

GARİPTİR HEP YOLCULAR

Bu nasıl bir gidiş Allahım! Bir garip sefer
Gitti ukbaya yine ardına bakmadan bir nefer
Kaç yiğit kuşatmış Sultan hepsi Hakk’a yaver
Açıktır yolun ey Dost! Seni sade melekler över!
Şifa
2 Nisan 2009
İSTANBUL
HABER
“Büyük Birlik Partisi (BBP) Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu, adaletsiz bir seçim yarışıyla karşı karşıya olduklarını belirterek, AK Parti, CHP ve MHP'ye verilen seçim yardımlarını eleştirdi.."

Muhsin YAZICIOĞLU için..
AŞIKLAR ÖLMEZ!
Büyük Birlik Partisi Lideri Rahmetli Muhsin YAZICIOĞLU, katılabildiği 2004 yerel seçimi öncesinde seçim atmosferinde beni aramıştı.
Böylelikle, bir proje için, birlikte çalışma önerim hakkında gerçekleştirdiğimiz uzun telefon görüşmesi vesilesi ile Sayın YAZICIOĞLU’yla tanışma fırsatı buldum.
Bu görüşmede Muhsin YAZICIOĞLU, projemle ilgilendiğini fakat, seçim için afiş dahi bastıramadıklarını söylemiş, bu gerçek kalbimi acıtmıştı.
Muhsin YAZICIOĞLU ile ilgili olarak, beni derinden etkileyen bir başka husus da, partisini 2007 genel seçimlerine katmama kararı olmuştu.
Demokrasi sistemi içinde bir siyasi parti lideri, sırf ülke menfaatleri bakımından uygun bulduğu için seçimlere partisiyle iştirak etmemiş, bunun yerine bağımsız aday olmayı tercih etmişti (?).
O seçimlerde, oy verdiğim bölgede partisine mensup bir bağımsız aday olup olmadığını araştırmış fakat herhangi bir bilgiye ulaşamamıştım.
Bir büyük dava adamı olan Muhsin YAZICIOĞLU’nun vefatına dair olaylar, acı olmasının yanı sıra, baştan sona, ülkemizdeki mevcut “demokrasi uygulamaları”nın vahametini gözler önüne serdi bence.
Bir büyük topluluğu temsil eden siyaset adamının, “sözümona büyük” partilerce paralar afişlerle sokaklara dökülürken, sırf kendini sözlü olarak ifade edebilmek adına köhne bir helikoptere mahkum edilişi.. ve kullanım tarihi geçmiş “acil yardım” metotları ve iletişim uygulamaları ile günlerce dağ başında yanlız bırakılışı..
Tüm bu hususlar adeta bir vahşet tablosu yaşattı, Muhsin YAZICIOĞLU ve arkadaşlarını dağ başında karların altına gömdü.
O vahim atmosferde seçim propogandasının bir parçası olarak algılanabilecek minik jestlerle yetinen politikacılar Muhsin YAZICIOĞLU’nun naaşı bulunmasaydı o seçimleri iptal edecekler miydi acaba?
Politikanın ruh karartan çirkinliğine rağmen yine de olumlu düşünmek istiyorum.
Ancak tüyler ürperten bir vefasızlık abidesi olarak tarihe geçen olaylar, sadece Muhsin YAZICIOĞLU ve onca değerin yitirilişine neden olmadı, tüm yaşananlar mevcut demokrasi uygulamalarının adalet boyutunu da o dağlarda karların altına gömdü bence.
Allah korusun bugün YAZICIOĞLU’na yaşatılanlar yarın herkesin başına gelebilir.
Bu ülkenin değerlerini yitirmememiz lazım.
Her şeye rağmen Muhsin YAZICIOĞLU’nun dümdüz, net, dik duruşu ve gönüllere kazınış öyküsü, ülkemizin geleceği açısından silkinip kendimize gelmemize vesile olur diye umuyorum.
Böylesine fedakar bir dava adamı olan YAZICIOĞLU’nun vefatına mal olan son seçim çalışmalarını sürdürürken yapmış olduğu bir açıklama bu anlamda beni derinden etkiledi.
Böyle bir atmosferde kaleme alınmış bir şiiri ve Muhsin YAZICIOĞLU’nun günümüz “adalet ve demokrasi uygulamaları”nın asıl yüzünü anlamak açısından düşündürücü olan açıklamalarını bazı “adalet savunucuları”nın ve “sözümona demokrasi havarileri”nin dikkatlerine “YORUMSUZ!” olarak sunuyorum:

GARİPTİR HEP YOLCULAR

Bu nasıl bir gidiş Allahım! Bir garip sefer
Gitti ukbaya yine ardına bakmadan bir nefer
Kaç yiğit kuşatmış Sultan hepsi Hakk’a yaver
Açıktır yolun ey Dost! Seni sade melekler över!
Şifa
2 Nisan 2009
İSTANBUL
HABER
“Büyük Birlik Partisi (BBP) Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu, adaletsiz bir seçim yarışıyla karşı karşıya olduklarını belirterek, AK Parti, CHP ve MHP'ye verilen seçim yardımlarını eleştirdi.
Muhsin Yazıcıoğlu, partisinin seçim çalışmalarına katılmak üzere Erzincan'a geldi. Yazıcıoğlu, kendisini karşılamaya gelen partililerle parti binasının önünde halay çekerken, basın mensuplarının gündemle ilgili sorularını cevaplandırdı.
Seçim Kanunu'nun adaletsiz olduğunu ileri süren Muhsin Yazıcıoğlu,
"Çok adaletsiz bir seçim yarışıyla karşı karşıya kaldık. Partilerinin başında adalet kavramını koymuş olanlar, haksızlıklara ve adaletsizliklere göz yumabiliyorlar.
Şehidin, gazinin, emeklinin, işçinin ve çiftçinin kaynak bulamadığı bir ortamda, bu seçimlerde kullanılmak üzere AK Parti yaklaşık 100 milyon TL, CHP 70 milyon TL, MHP ise 40 milyon TL yardım aldı. Ancak biz de hiçbir yardım almadan seçime katılacağız.
Bu haksız bir rekabet. Bu kadar büyük bir imkanı siyasi partilere afiş yap, yandaşa sofralar düzenle ve Amerikan vari propagandalarda harcanmasını devletin bu kadar imkanının kullanılmasını adaletsizlik olarak görüyorum.
Dolayısıyla adaleti yerine getirmek iddiasıyla meydanlarda konuşmuş olanlar geldikten sonra sırtlarını millete çeviriyorlar."
diye konuştu.
Konuşmasında Başbakan'ın Davos'taki çıkışını da değerlendiren Yazıcıoğlu, "Her seçim dönemi bir bahane çıkarıyorlar gerginlik için, kutuplaştırmak için. Şimdi de Davos'u çıkardılar. Ben Davos'ta Başbakan'ın yaptığı davranışı destekliyorum. Ama bütün seçimi Davos'la geçiremeyiz.
Davos'tan bir gelinde, işçi, çiftçi, emeklinin dertlerini konuşalım. Gelin, Türkiye'nin gerçeklerini konuşalım. Oradaki davranışınızı tebrik ediyorum ama öbür tarafta İsrail'e karşı yaptırım sadece bir toplantıyı terk etmekten ibaret olmamalı.
Bunun için seçimlerin gerçekçi bir ortamda adil bir yarışa dönüştürülmesi durumunda Türkiye'nin daha demokratik bir açılım sağlayacağına inanıyorum." şeklinde konuştu.
Gazetecilerin Tunceli'de yapılan yardımlarla ilgili sorusuna ise Yazıcıoğlu, "Elbette sosyal devlet aç ve açıkta kalan insanına, engellisine, yaşlısına sahip çıkacak, olmayana imkan sağlayacak. Ama bunu sosyal devlet yapacak, siyasi parti yapmayacak. Bir siyasi parti devletin kaynaklarını kullanarak bu işi bir siyaset malzemesi yaparsa o zaman bunun ahlakla ilgisini kurarız. Nitekim seçim girdiğinden itibaren İzmir'in en lüks semtinde bu kömürü kim kullanacak diye bakan vatandaşları görüyoruz.
Sosyal devletin çar çur etme lüksü olmamalı, garibin, yetimin hakkını sokaklara döküp bir kaç tüccara rant olmamalıdır." diye cevap verdi.
CHP'nin Kur'an kursu açılımını da hararetle destekleyen Yazıcıoğlu, şunları söyledi: "Her mahalleye Kur'an kursu projesi güzel bir açılımdır. CHP'nin söylediği yeni bir şey değil. Onların projesi, var olanı biraz daha genişletmektir. Milletin değerlerinin devlete zarar vermediğini ve milletin çocuklarının manevi değerlerini öğrenmesi ve kazanmasının laikliği ve cumhuriyeti ortadan kaldırmayacağını anlamışlar. Bunu kavrayarak Kur'an kurslarının açılmasını ve çocukların Kur'an eğitimini önemsiyorlarsa, bundan sadece memnuniyet duyarım. Gerçekten de milletimizin evlatlarının kendi dinlerini öğrenmeleri, kültürlerine bağlı kalmaları, bir milli kimlik bilincine sahip olmaları ülkemizin geleceği açısından son derece önemli. Bu konularda yasaklamaların olmaması lazım." "Diyanet'in kontrolü altında zaten Kur'an kursları var ama CHP diyor ki biz bunları yaygınlaştıracağız. CHP'nin bunu dillendirmiş olması son derece önemlidir." diyen Yazıcıoğlu, "Demek ki CHP artık Kur'an kurslarını, başörtüsünü tehdit olarak görmüyor. Çocukların Kur'an kurslarına gitmesinin Cumhuriyet'i, devleti rejimi yok etmeyeceğine inanıyor ise bu gayet güzel bir açılımdır ben bunu desteklerim." ifadesini kullandı. Ergenekon davasının da ucu, şumulü belirsiz, örgüt yapısı halen anlaşılamayan bir davaya dönüştüğünü ifade eden Yazıcıoğlu, şöyle konuştu: "Bu davada yargı sürecinin sağlıklı işlemesi açısından kimsenin bu sürece avukatlık ya da savcılık yapmaya kalkışmaması, peşin yargılara varılmaması, mahkeme sonucu açıklanmadan da kimseyi kahraman yada mahkum etmemesi gerektiğini düşünüyorum. Sağlıklı bir şekilde yürümesi için hepimizin yargının arkasında durmamız ve bu dava nereye kadar gidiyorsa oraya kadar araştırılması lazım. Farklı yerlerde silahların bulunması çok sağlıklı görünmüyor. Tüm bunları sulandırmadan, siyasete bulaştırmadan, bir intikam aracı haline getirmeden bu sürecin sağlıklı işlemesinden yanayım. Cuntacılık, çetecilik, mafyacılık kim yaptıysa hesabını versin. Ama terörle mücadele etmiş olanları da suçlu sandalyesine oturtmayalım. PKK'yı masum hale dönüştürecek projelerin aleti de olmayalım." Yazıcıoğlu, açıklamalarının ardından partisinin seçim çalışmalarına katılmak üzere karayoluyla Erzurum'a hareket etti.”
(Bu haber metnine http://www.haberinioku.net/yeni/haber.php?id=1098 adresinden ulaşılabilmektedir)
Allah’ın kıyamete kadar varolacağı bildirilen dostları, ölüme gülerek, şuurla, hissederek ve mesaj vererek.. giderler. Belli ki Muhsin YAZICIOĞLU da onlardan biriydi.
“Gerçek dostlarla karşılaşmak, kalbe muhabbet aşısı yapar. Gönüller aşılanır, birbirlerini kuvvetlendirir. Salih insanlara sadece bakmak bile, insana tesir eder.. “
Şihâbüddin es-Sühreverdî (k.s)

Allah Muhsin YAZICIOĞLU’nun makamını ali, emanetlerini salim kılsın. Bizler de, en azından “GERÇEK DOST”ları kaybetmeden görebilen kullardan olalım inşaallah!