“TAYYİP’İN TÜRBANLI ZABITA MEMURU” ESKİ TV PROGRAMLARIYLA İNTERNETTE-BİR KISIM “MALUM MEDYA” YAKIN MARKAJ İZLEMEDE(!)

      Bir dönem televizyonlarda tüketiciler ve yardıma muhtaç insanlarla ilgili programlar hazırlayan Suzan ÇELİK’in Devlet Memuru olduktan sonra İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nde aynı konuda yürüttüğü mücadeleler gazeteci meslektaşları tarafından ilgiyle izleniyor(?).
       Aşağıda, tüketici ve insan hakları savunucusu olan bir Devlet Memurunun eski televizyon programlarını ve Belediye'deki çalışmalarını anlatan eski-yeni halini Hürriyet Gazetesi'nin Suzan ÇELİK hakkında ve esasen onun tüketiciler ve yardıma muhtaç insanlar için yürüttüğü mücadeleleri etkisiz hale getirmek kastıyla yaptığı haber(?)i dahası, İstanbul Büyükşehir Belediyesi idarecilerini bu Devlet Memuru'nu mahkeme kararlarına rağmen tüketici ve sokak çocukları çalışmalarından uzakta, sürgünde tutmaya yönelten sistemli Yakın Markaj" izleme oparasyonun detaylarını bulacaksınız.
      "Tayyip'in Türbanlı Zabıta Memurları" haberiyle Türk Basın Tarihi'nin yüz karası olarak tarihe geçen HÜRRİYET GAZETESİ'nin YAKIN MARKAJ HABERCİLİK(?) anlayışını anlatan bilgi ve belgeleri incelemeden önce Hürriyet Gazetesi’nin hakkında bu haberi yapmaya yeltendiği Suzan ÇELİK’in televizyon programlarından oluşan tanıtım filmini izlemekte yarar var. İşte 1993-1995 yılları arasında çeşitli televizyon kanallarında yayınlanan ve Tüketici Kanununun hayata geçiş sürecine katkı sağlayan programların kısa sunumunu içeren film;

       Başbakan R. Tayyip ERDOĞAN’ın Belediye Başkanlığı döneminde Devlet Memuru olarak Belediye giren ÇELİK’in tüketici hakları ve sokak çocukları için kurduğu birimleri ve bu yolda mahkeme koridorlarına taşan ilginç mücadelelerini anlatan sayısız gazete ve televizyon haberi mevcuttur. Objektif, yapıcı ve gerçek iletişimcilik anlayışını anlatan bu haberlerden birkaç örnek aşağıda sunulmuştur:























































      Hürriyet Gazetesi’nin Tayyip’in Türbanlı Zabıta Memuru” haberiyle yakın markaja aldığı Suzan ÇELİK’in Belediye’deki tüketici hakları ve sokak çocukları konulu hizmetlerini ve bu yolda mahkeme koridorlarına taşan ilginç mücadelelerini anlatan gazete haberlerinden diğerlerine solda belgeler bölümü tıklanarak ulaşılabilir.
      Akademik altyapısı iletişimcilik mesleği üzerine olan ve meslek hayatına TRT’de başlayan Suzan ÇELİK, tüketici hakları ve sokak çocuklarıyla ilgili mücadelesini Belediye’de sürdürme kararı aldıktan sonra da iletişimcilik mesleğini bırakmadı.
      O, tüketici köşeleri ve yardıma muhtaç insanları, bilhassa sokaktaki şizofreni hastası evsizleri konu alan araştırmalarını, Selam ve Yenişafak gibi gazetelerde uzun dönem yayınlanan köşe yazılarıyla, kamuoyu ile paylaştı.
      Suzan ÇELİK’in Selam Gazetesi’nde, Yenişafak Gazetesi’nde ve Zabıta Dergisi’nde yayınlanmış yazılarından bir-iki örnek aşağıda sunulmuştur:
































































Bu yazılardan bir bölümüne internet üzerinde
http://www.yenisafak.com.tr/arsiv/2001/subat/19/scelik.html
http://www.yenisafak.com.tr/arsiv/2001/subat/19/scelik.html
http://www.yenisafak.com.tr/arsiv/2001/subat/19/scelik.html
http://www.yenisafak.com.tr/arsiv/2001/ocak/22/scelik.html
http://www.yenisafak.com.tr/arsiv/2000/aralik/04/scelik.html
http://www.yenisafak.com.tr/arsiv/2001/ocak/04/scelik.html
http://www.yenisafak.com.tr/arsiv/2001/ocak/15/scelik.html
adreslerinden ulaşılabilmektedir.
      Öte yandan, sivil toplum kuruluşu yöneticisi sıfatıyla en büyük ve saygın tüketici örgütü Tüketiciler Birliği’nin de kurulduğu yıllar Yönetim Kurulu Üyeliğini yürüten ÇELİK mücadelelerini şimdi de hukuk alanında kazandığı davaları takip ederek sürdürüyor.
       Hürriyet Gazetesinin , Belediye’de kurduğu Zabıta Tüketici Bürosu’nun açılış töreniyle ilgili bir haber içeriğinde “Tayyip’in Türbanlı Zabıta Memuru” dediği ve manşete aldığı Suzan ÇELİK, ilk davasını, kurduğu Zabıta Tüketici Bürosu’ndaki yöneticilik görevinden 1998 yılı sonunda aniden ve gerekçesiz(?) şekilde alınıp Belediye’de sürgüne yollandığında açtı.
      ÇELİK tüketici hakları ve sokak çocukları için oluşturduğu birimlerin kurumsallaşması adına yürüttüğü bu mücadelede, görevlerine iadesi için mahkemelerde en yüksek yargı mercilerinde tüm davalarını kazandı.
      Suzan ÇELİK’in İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nde, tüketiciler adına ve sokak çocukları için yürüttüğü görevlerinden uzaklaştırılması nedeniyle açılmış davalardan ilkini kendisi adına Zabıta Tüketici Bürosu çalışmalarından yararlanan bir avukat tüketicisi üstlenmişti.
      İstanbul 3’üncü İdare Mahkemesi’nin 2000 yılında 3470 Esas Numarası ile Yüksek Mahkeme Danıştay’ca da onanmış bulunan ve Suzan ÇELİK’in Zabıta Tüketici Bürosu’ndaki görevine iadesi yönünde 13.04.2000 Tarih ve K:2000/412, E:1998/1506 Sayılı Yürütmenin İptali Kararı’ndan sonra da ÇELİK, Ali Müfit GÜRTUNA gibi dönemin Belediye Başkanlarının hukuk müşavirliğine bakan sayısız avukatın
görev yaptığı Hukuk Müşavirliği Birimi’ne karşı tüm davalarını avukatı olmaksızın tek başına takip ederek kazanmayı başardı.
      Ne var ki hizmetleriyle ilgili çeşitli ödüllere konu olan tüm başarılarına ve üstün gayretlerine rağmen
bu Devlet Memuru’na Belediye’de uzun dönemden bu yana herhangi bir görev verilmiyor..
      Akılalmaz bir tavırla, Mahkemelerce Türk Milleti adına Belediye’de tüketici hakları ve sokak çocukları konulu çalışmaların sürdürülmesi ve Suzan ÇELİK’in kurduğu birimlerin faaliyetlerinin devam etmesi için verilmiş kararlar 10 yıldır uygulanmıyor.
      Oysa Devlet Memuru Suzan ÇELİK’e maaşını, ödediği vergilerle esasen Türk Halkı vermektedir.
      Öte yandan Türk Halkı kendi adına görev yapan Devlet Memurlarının hizmetlerini kendisi adına karar veren Yüce Türk Milletinin Mahkemeleri, İdare Mahkemeleri eliyle denetlemekte, yönlendirmektedir.
      En küçük bir hukuk devletinde bile olması gereken budur. Kuvvetler ayrılığı prensipleri de bunu gerektirir.
      Bu bağlamda, Türk Milleti, sayısız mahkeme kararıyla defalarca Belediye’de tüketici hakları ve yardıma muhtaç insanlarla ilgili etkin çalışmalar yürütülmesini istemiş, Mahkeme Kararlarıyla Suzan ÇELİK’in görevlerine iadesine hükmetmiştir.
      Göreve gelebilmek için esasen halkın; Türk Milletinin oyuna muhtaç olan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanları ve İdarecileri ise bir takım çıkar gruplarının etkisiyle Türk Milleti’nin mahkemeler eliyle dile gelen haklı istekleri dikkate almamakta ısrarla direnmektedirler.

      Tüm bu hukuk dışı tavırda ve Suzan ÇELİK’le ilgili Bağımsız Yargı tarafından hükmedilmiş Mahkeme Kararlarının uygulanmamasında; bir Devlet Memuru’nun Belediye’de ısrarla atıl kapasite tutulması gibi çirkin hukuk dışı eylemlerin gerçekleşmesinde hangi sebebin etkin olduğunu, hukuk devleti ilkelerinin hangi oranda hayata geçmiş olduğunu anlamak bakımından araştırmak gerekir.
      Belediye’de tüketici hakları ve sokak çocukları konulu mahkeme kararlarını uygulamama yönünde sürdürülen hukuksuzlukların asıl nedeninin anlaşılması için Hürriyet Gazetesi’nin “Tayyip’in Türbanlı Zabıta Memurları” Başlıklı haberinin ve daha sonra aynı yolda ve şekilde sergilediği tavır ve tutumların hepsinin titizlikle irdelenmesi uygun olacaktır.
      Çünkü olayların gelişim sürecine bakıldığında Hürriyet GAZETESİ’nin 29 Ağustos 1997 tarihiyle arşivlere geçen ve “Tayyip’in Türbanlı Zabıta Memurları” başlıklı birinci sayfa manşet haberinin, Belediye’de tüketici hakları, sokak çocukları, yardıma muhtaç insanlar ve özetle insan hakları konularında yaşanan hukuk skandallarında büyük katkısı olduğu görülmektedir.

      Bu haber aşağıda sunulmuştur:
Habere ilişkin tüm belgelere soldaki belgeler butonundan ulaşılabilmektedir.
































      Bu sitede belgeler ve davalar bölümünde yer alan dokümanlar, ve esasen yukarıdaki haberlerde olduğu gibi basına ve kamuoyuna yansımış sayısız aktivite.. Suzan ÇELİK’in görev ve faaliyet alanıyla ilgili tüm bilgiler göstermektedir ki o, her yönüyle tüketici hakları ve yardıma muhtaç insanlar, dolayısı ile insan hakları ile ilgili bir mücadele insanıdır.
      Ne var ki Devletin bir Memuru olan Suzan ÇELİK
, “Bir Kısım Medya Grubu” mensubu HÜRRİYET GAZETESİ tarafından kamuoyuna, tesettüre uygun giyim tarzıyla yansıtılmış , bu Devlet Memuru, Belediye’de Zabıta Tüketici Bürosu’nu kurduktan sonra, “Malum Medya Grubu Mensubu” HÜRRİYET GAZETESİ tarafından yakın markaja alınmış, böylelikle bir tüketici ve insan hakları savunucusunun çalışmaları, sistemli şekilde engellenmiştir.
      Markaja almak
deyimi Türk Dil Kurumu’nun tanımlamasına göre “birinin hareketlerini engelleyici bir biçimde yakından izlemek, ne yaptığını gözlemek”.. anlamına gelmektedir ki aşağıda yer alan bilgi ve belgeler HÜRRİYET GAZETESİ’nin habercilik adına esasında bunu yaptığını kanıtlamaktadır.
      HÜRRİYET GAZETESİ’NİN hangi amaca hizmet ettiğini anlamak için öncelikle biraz eskiye, Zabıta Tüketici Bürosu’nun açılış törenine gitmekte fayda var.
      Dönemin Refah Partili İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olan ve sonradan Türkiye’nin en büyük çoğunluğunun teveccühünü kazanarak Ak Parti’den ülkemizin Başbakanı bulunan R. Tayyip ERDOĞAN, Belediye’de tüketici haklarının takibini yapacak bir büyük birimin; Zabıta Tüketici Bürosu’nun 24 saat çalışmak üzere göreve başladığını görkemli bir açılış töreniyle halka duyurdu.
      O dönem tamamen farklı siyasi parti mensuplarının yönetimindeki Merkezi Otorite Birimleri olan Sanayi ve Ticaret Bakanlığı ve Türk Standardları Enstitüsü üst düzey yetkililerinin, tüm Belediye Zabıta Teşkilatı Mensuplarının, sivil toplum örgütü temsilcilerinin ve halkın yoğun katılımıyla gerçekleşmiş bulunan bu törene ilişkin film kaydından kısa bölüm aşağıda sunulmuştur:

      Zabıta Tüketici Bürosunun kuruluşunu sağlayan Devlet Memuru Suzan ÇELİK, bu görkemli törenle ilgili bir büyük halkla ilişkiler organizasyonunu da tek başına yürütmüştür.
      Törende Belediye Zabıta Teşkilatı üyeleri 4077 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun çerçevesinde ve Yasa’nın öngördüğü biçimde denetim için yetkili kılınmış, yetki belgeleri kendilerine bizzat bugünün Başbakanı R. Tayyip ERDOĞAN tarafından takdim edilmiştir.
      Aynı Belge ile Başbakan ERDOĞAN, Zabıta Tüketici Bürosu Sorumlusu eski tv tüketici programı yapımcısı ve gazeteci-yazar Suzan ÇELİK’i de tüketici hakları için denetlemeler yapmak üzere resmen yetkilendirmiş, dahası, Suzan ÇELİK’ten sonuna kadar “usanmadan işin üzerine gideceğine” ve gayretli çalışma yapacağına dair bu törende resmen söz almıştır. Bu durum, yukarıda Zabıta Tüketici Bürosu'nun açılış törenine ilişkin sunulan film kaydının son bölümünde açıkça görülmektedir.
       Başbakan Recep Tayyip ERDOĞAN’ın Zabıta Tüketici Bürosu Sorumlusu Suzan ÇELİK nezdinde tüm Zabıta Teşkilatı’na yönelik sözleri bir döneme tüketici haklarının gelişimi adına damgasını vurmuştur:       İşte Hürriyet Gazetesi’nin “Tayyip’in Türbanlı Zabıta Memuru” başlığıyla manşete taşıdığı Zabıta Tüketici Bürosu açılış töreni böylesine duygu yüklü, içten mesajlarla gerçekleşmiştir.
       Öte yanda ise bu çok önemli etkinlik HÜRRİYET GAZETESİ tarafından Zabıta Tüketici Bürosu’nun kuruluşu Türk Halkına şöyle haber verilmiştir:       Bu haber aşağıda sunulmuştur:
















      Televizyon yayıncılığı alanındaki çalışmalarını bırakıp, Başbakan R. Tayyip ERDOĞAN’ın Belediye Başkanlığı döneminde Zabıta Tüketici Bürosu’nu kuran, daha sonra da sokak çocukları için “SOKAKLARIN ÇATISI OLSUN” adlı proje çalışmalarını başlatan Suzan ÇELİK’i Sabah Gazetesi “Tüketicilerin Suzan Ablası” haberiyle överken, aynı dönem ÇELİK, Hürriyet (nam-ı diğer “Malum Medya” Grubu) Gazetesi tarafından, manşete “TAYYİP’İN TÜRBANLI ZABITA MEMURLARI” başlıklı haberle taşınmıştır(!).





      Bu ülkede “halk için gazetecilik” anlayışıyla “yakın markaj belli bir amaç (?) için gazetecilik” anlayışının farkını anlatması bakımından; Sabah ve Hürriyet Gazetesi haberlerini yan yana görmekte yarar vardır.
      Bunun için her iki haber aşağıda sunulmuştur:

      Tirajı gereği Sabah Gazetesi kadar saygın bir medya organı olması gereken Hürriyet Gazetesi’nin, özel yaşama saygı vs. gibi hususlara özen gösterip göstermediğini anlatması açısından düşündürücü olan ve esasinda “gazetecilik meslek ilkeleri”ne bu ülkede ne kadar özen gösterildiğini anlamak adına, yanyana bir ibret vesikası olarak tarihe geçecek bu iki belge, sadece bir döneme değil, aynı zamanda evrensel tüketici haklarının ve dahası insan haklarının ülkemizde hayata geçişi süreciyle ilgili bir büyük tarihe de damgasını vurmuştur.
      Diğer deyişle Hürriyet Gazetesi’nin “Tayyip’in Türbanlı Zabıta Memurları” başlıklı haberi, varını yoğunu tüketici hakları savunuculuğuna adamış, hayatını bu yolda sarfetmiş bir gazetecinin; Suzan ÇELİK’in, sırf özel yaşamında tercih etmiş olduğu giyim tarzı nedeniyle kendi meslek alanında bir grubun mensuplarınca, HÜRRİYET GAZETESİ SORUMLULARINCA taciz edilmiş olduğu gerçeğinin açık belgesidir.
       HÜRRİYET GAZETESİ’nin Suzan ÇELİK’i birinci sayfadan “Tayyip’in Türbanlı Zabıta Memuru” diye apaçık tacizi, yıllarını basın-yayın camiasına adamış bir gazeteciye yapılmış en apaçık bir haksızlıktır.
      Hürriyet Gazetesi, Suzan ÇELİK’i
Zabıta Tüketici Bürosu’nun daha açılış töreninde saniye saniye “yakın markaj”a almış ve bu aşamadan sonra da işte böyle izlemiştir(!).
      Hürriyet Gazetesi’nin “Malum Medya” habercilik anlayışı ile manşete aldığı “Tayyip’in Türbanlı Zabıta Memurları” başlıklı haber(?)i,
tüketici hakları konusunda faaliyet gösteren resmi ve özel tüm kurum ve kuruluş temsilcileriyle çok sayıda vatandaşın katıldığı bir büyük törende tek başına yürüttüğü organizasyonun aksama olmaksızın gerçekleşmesi için didinen Suzan ÇELİK’le yakından ilgilenen(?) ve protokoldekileri, belediye başkanını vs. bırakıp fotoğraf makinesiyle onun suratına “flaşlar patlatan” Hürriyet Muhabirinin gazeteciliğine de halel getirmiştir.
      Hürriyet Gazetesi adına çalışmasına rağmen mesaisini zor şartlarda, halkın belediyesinin ulaşım, yemek.. haberleşme ve ofis imkanından yararlanarak geçirmekte olan bir muhabirin, Belediye’de görevli bir Devlet Memuru’na bu şekilde taciz içerikli yakın ilgisi, neticede, Zabıta Tüketici Bürosu’nun, tüketiciler için Belediye’de bir büyük birimin kuruluşun açılışının duyurulması etkinliğinin maalesef çok ötesinde, başkaca(?) bir amaca hizmet etmiştir.
      Bu olay Hürriyet Gazetesi’nin “Malum Medya” habercilik anlayışının özetle, sadece bir hanımın değil, aynı zamanda Devletin Bir Memurunun sırf şahsına ve özel yaşamına yönelik saldırı mantığında olduğu gerçeğinin de altını çizmiştir.

      Oysa Hürriyet Gazetesi’nin “Tayyip’in Türbanlı Zabıta Memurları” başlığıyla ilk sayfa manşet haberinin altına imzasını koyduğu Kemal DİYARBEKİR, Zabıta Tüketici Bürosu’nun kuruluş aşamasında defalarca Suzan ÇELİK’le İstanbul Büyükşehir Belediyesi Basın Danışmanlığı Bürosu’nda da bir araya gelmiştir.
      Dahası DİYARBEKİR, o dönemde şimdi Milletvekili olan Hüseyin BESLİ’nin Başbakan’ın Belediye’de basın danışmanlığı yaptığı dönemde Belediye’deki çalışma odasında dost ortamında gerçekleşen özel sohbetlere de iştirak etmiş kişilerden biriydi.
      Bu bakımdan, DİYARBEKİR hem Belediye’den önceki televizyonculuk döneminde, hem de Belediye’de Suzan ÇELİK’in yakın bir mesai arkadaşıydı bile denilebilir.
      Başbakan’ın Belediye Başkanlığı döneminde Basın Danışmanlığı biriminde çalışan herkes bu durumu bilmektedir.
       Kemal DİYARBEKİR Suzan ÇELİK’in henüz tüketici kanununun bile olmadığı dönemde yapımcılığını, yönetmenliğini, sunuculuğunu.. tek başına yürüttüğü sayısız televizyon programıyla insanlara esasında hak arama bilincini aşılama yolunda önemli mesajlar bilgiler vermeye çalıştığını, bu nedenle resmi ve sivil otoritelerden ödülleri dahi bulunduğunu biliyordu.
      Nitekim
Hürriyet Gazetesi’nde birinci sayfada manşetten yayınlanan “Tayyip’in Türbanlı Zabıta Memurları” haberi de fotoğraf altında ÇELİK’in bu yönlerinden bahsetmekte ve şöyle demektedir: “Daha önce TV’lerde tüketici programları yapan ÇELİK, Belediye’de işe başlayınca tesettüre uygun giyinmeye başladı”
      Gazeteci-Yazar Hasibe Nisa’nın, www.muhtesib.com adresinde özeti sunulan televizyon programlarından, Hürriyet Gazetesi’nin manşetten “Türbanlı” olarak kamuoyuna taktim ettiği ve böylelikle sanki, hakkında Belediye’de çalışabilmek için türbanlı olduğu imajı uyandırmaya çalıştığı Suzan ÇELİK’in, esasında, televizyon programlarında yer bulan denetlemelerine tüm siyasal parti mensubu belediye başkanlarının ve zabıta teşkilatının özel ilgi gösterdiği ve Onun televizyonculuk mesleği alanında da tüketici haklarının korunması adına başarılı çalışmalarıyla ödüller almış olduğu, buna rağmen mesleğini bırakıp Belediye’de çalışmaya başladığı anlaşılıyor.
      Türkiye’de henüz Tüketici Kanunu’nun bulunmadığı dönemlerde, 1992-1995 yılları arasında yayınlanmış olan “TÜKENMEDEN TÜKETELİM” ve “TÜKETİCİ DOSYASI” programlarının yer aldığı kısa film izlendiğinde Suzan ÇELİK’in Zabıta’da tüketici haklarıyla ilgili birimin başına getirilmeden önce de, pazarlarda, fırınlarda, bakkallarda, marketlerde, oteller..’de yerinde araştırmalar ve hatta etiket denetimleri yaptığı ve belediye başkanlarının ve belediyelerin zabıta teşkilatı yöneticilerinin bu faaliyetlere Suzan ÇELİK’in yanında iştirak ettiği görülmektedir.


















      Tüm bu gerçeklere rağmen yılların Belediye Muhabiri Kemal DİYARBEKİR, “Tayyip’in Türbanlı Zabıta Memurları” başlıklı böyle bir haber(?)le gündeme neden gelmek istemiştir?
      Bunu anlamak lazım(?).
      Bir çalışanı olarak yıllarını verdiği Hürriyet Gazetesinin kendisine bir araç dahi tahsis etmeyişi yüzünden haberlere Belediye’nin Basın Danışmanlarınca sağlanan araçlarla gidip gelen Kemal DİYARBEKİR’e, basın-meslek yaşamı bakımından böyle bir kara leke haberi, hangi ruh haliyle ve ne için, kimler adına yaptırılmış olabilir ki acaba?
      Bunu düşünmek lazım..
       Kemal DİYARBEKİR’in, Sadece bu haberini değil, aynı zamanda Onun, Zabıta Tüketici Bürosu’nun diğer çalışmalarını ve Suzan ÇELİK’in Büro sorumlusu olarak katıldığı denetlemeleri.. vs. de aynı şekilde “Bol Taciz Flaşlı Yakın Markaj Habercilik Anlayışı” yöntemleriyle izlemiş olduğu halde, her nedense(?) Gazetesine yayınlatamadığı diğer haberlerinin akibetini de düşünmek lazımdır herhalde..
      Tüketicilerin Belediye’deki Bürosu’nu; Zabıta Tüketici Bürosu’nun çalışmalarını anlatması ve böylelikle halka sorunlarını nasıl çözeceğini bildirmesi gereken fakat Hürriyet Gazetesi’nde henüz yayınlanmamış olan diğer haberler ne oldu acaba?
      Öyle ya.. HÜRRİYET adlı bir büyük(?) gazete muhabirini haber değeri bulunmayan bir iş için sevk etmiş olamazdı herhalde.. Yayınlanmayacak habere muhabir sevkedilmesi sadece habercilik anlayışına değil, basit kar-zarar hesaplarının peşinde koşan sıradan bir patronun mantığına da sığmaz zaten.
       Bu durumda bu haberler dönemin Belediye Başkan Vekili ve sonradan Başkanı olan Ali Müfit GÜRTUNA tarafından Belediye Şirketlerinden Hürriyet Gazetesi’nin patronuna verilmiş bir ihaleye.. reklama vs. dönüşmediyse eğer.. mesela.. Kemal DİYARBEKİR’in ölüm yıldönümlerinden biri için “büyük gazeteciliği”nin anısına düzenlenecek bir etkinliğe falan mı saklanmaktadır? SORMAK LAZIM!
      Öyle ise mesele yok.. Çünkü ne olursa olsun her birinde bir emek var, alınteri var.. daha önemlisi tüketicilerin hakkı.. VE DAHASI “KUL HAKKI” var!
      Hürriyet GAZETESİ’nin Suzan ÇELİK’e yönelik “Tayyip’in Türbanlı Zabıta Memuru” olarak damgalama operasyonunun ardından halen ısrarla sürdürmeye devam ettiği “Yakın Markaj Habercilik Anlayışı”nın ürünü olan ve son dönemde gerçekleşmiş bulunan bazı hukuksuz eylemleri mahkemeler nezdinde devam eden bir dava nedeniyle şimdilik saklı tutulmaktadır.
      Ancak bu arada Türk basınının geleceği ve tüketiciler ve sokaktaki yardıma muhtaç insanlar adına, HÜRRİYET GAZETESİ’nin mensubu olduğu anlayışın temellerine inebilmek için; Kemal DİYARBEKİR’in Hürriyet Gazetesi adına Belediye Muhabirliği yaptığı döneme ait sözümona habercilik “yakın markaj” eylemlerinden birkaçından söz etmek zorunluluğu var.
      İşte HÜRRİYET GAZETESİ’nin “Yakın Markaj Sözümona Habercilik Anlayışı” örneği eylemlerinden sadece birkaçı:

      TSE ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi arasında tüketici haklarının korunması konusunda işbirliğinin sağlanması için Zabıta Tüketici Bürosu tarafından düzenlenen protokol imza töreni gibi bir büyük organizasyon da aynı habercilik(?) anlayışı çerçevesinde Hürriyet Gazetesinden halka “Kenti Sel Götürdü, Tayyip Başkan Panelde Konuştu” şeklinde yansıtıldı.
      Diğer gazeteler yoğun gündeme rağmen tüketici hakları adına yürütülen bu etkinliğin önemine dikkat çekerken, öte yanda Hürriyet Gazetesi zamanın Belediye Başkan’ı, bugünün Başbakan’ı olan R.Tayyip ERDOĞAN’ı, tüketiciler için düzenlenen bir panelde konuştuğu için yermekle yetindi.
      Oysa, öte yanda bu haberin anlattığı etkinlik, “Malum Medya Yakın Markajı”’na, Hürriyet Gazetesi’nin tavrına rağmen, aşağıdaki belgeyle Türk Bürokrasi tarihine geçti.
      Malum haber ve teşekkür belgesi aşağıda yan yana sunulmuştur:


      Bu belgenin bürokratik yapılanma içinde o dönem Belediye Başkan’ının mensubu olduğu siyasi partiden tamamen farklı partilerin yönetimindeki resmi otoriteye bağlı olan Türk Standardları Enstitüsü Kurumu tarafından düzenlenmiş olması dikkat çekicidir.
      Hiçbir art niyeti içermemiş olsa ve engelleme çabası olarak algılanmasa bile Hürriyet Gazetesinin bu şekilde “sözümona habercilik anlayışı” faaliyetleri esas olarak tüketici haklarını ihlal ettiğini ve dahası tüketicileri, onların haklarını yok sayarak apaçık haber atlamış olduğunu göstermektedir.
      Sayfaları içinde tüketici köşesine yer veren bir gazetenin tüketici haklarının korunması konusuna bakışı da böylece bir kez daha ortaya çıkmış oldu(!)..
      Oysa aynı Hürriyet Gazetesi mensuplarının, sözümona haberi ve ilginç(!) fotoğraflı manşetiyle kenara kıstırmaya yeltendiği ve “Tayyip’in Türbanlı Zabıta Memuru” dediği Suzan ÇELİK o manşette sözü edilen tv programlarında Hürriyet Gazetesi’nin tüketici köşesini de gündeme getirmiş ve tanıtmıştı bir zamanlar.
      Suzan ÇELİK’in Hürriyet Gazetesi yöneticilerinin sadece saygıdan değil, vefadan dahi yoksun bir zihniyetin mensubu olduğunu belgeleyen ve tüketici köşesi çalışanlarıyla yaptığı bu ropörtajla ilgili bölüm aşağıdaki ÇELİK’in tv programlarını içeren tanıtım filminin sonlarında yer almaktadır.
      ÇELİK’in yıllardır kendi meslek alanında, imkanlarını sonuna kadar seferber ederek bu ülkede tüketici haklarının asıl mantığını anlatma gayretlerine rağmen yaşananlar, açıkçası bazı Gazete Patronlarının tüketicilerin hassasiyetlerini başka amaçlarla kullanma anlayışında olduklarını da düşündürmektedir.
      Böylesine vefa duygusundan bile yoksun olan ilginç(?) habercilik ve gazetecilik anlayışı çerçevesinde Hürriyet Gazetesi tarafından
açılış töreninden sonra Zabıta Tüketici Bürosu’nun Suzan ÇELİK’in yönetiminde sürdürülen ve her biri basına açık olarak yürütülen denetlemelerine aynı muhabir defalarca yollandı. Böylece yakın markajda aynı flaşlar defalarca bir Devlet Memuru’nun yüzünde patlamaya devam etti.
      Ancak çok acıdır ki(!) bu flaşlar tüketici haklarının korunması adına Hürriyet Gazetesinde tek bir satır habere bile vesile olamadı, yalnızca,
Hürriyet Gazetesinin ilk sayfa Manşet Haberi içeriğinde yer alan tanımlamalar çerçevesinde; “Eskiden televizyonlarda tüketici programları hazırlayan, Belediye’de işe girince tesettüre uygun giyinmeye başlayan” ve “Tayyip’in Türbanlı Zabıta Memuru” denilen fakat esasında Zabıta Tüketici Bürosu gibi Belediye’de bir büyük birimin kurucusu ve sorumlusu olan bir Devlet Memuru’nun göz sağlığını etkilemiş oldu.
      Aynı “Malum Medya” mensubu Hürriyet Gazetesi’nin, “Tayyip’in Türbanlı Zabıta Memuru”nun çalışmalarından ne denli rahatsızlık duymuş olduğu hususu 15 Mart 1998 tarihli Dünya Tüketiciler Gününde atladığı bir büyük haberle de daha net anlaşıldı.
       Akademisyen ve sivil toplum kuruluşları temsilcilerinden oluşan jüri’ce Suzan ÇELİK’in kurduğu ve yöneticisi olduğu Zabıta Tüketici Bürosu’na verilmesi kararlaştırılan başarılı kuruluş ödülü, o dönem Belediye başkanı olan Başbakan R. Tayyip ERDOĞAN’ın bağlı bulunduğu siyasal partiyle hiçbir bağı bulunmayan Bir Bakanın yönetimindeki Sanayi ve Ticaret Bakanlığı tarafından verilmişti.
      Habercilikte “bakan takibi” diye bir iş vardır ve bu iş için özel muhabirler tayin edilir. Bakanların konusu halkı ilgilendiren tüm faaliyetleri başlı başına atlanmaması gereken haber konusu olduğu halde ve üstelik aynı gün Hürriyet Gazetesinin patronunun diğer gazetesi olan Milliyet Gazetesi’nin Ekonomi Yazarı Meral TAMER’e de bir ödül verilmiş olduğu halde Dünya Tüketici Hakları Gününde bir büyük etkinlik görmezden gelindi.
      Böylelikle Hürriyet Gazetesi, kendi yayın grubu gazetesinin bir yazarını da “Tayyip’in Türbanlı Zabıta Memuru” dediği bir hanıma duyduğu garezden ötürü mağdur etmiş oldu.
      Aşağıdaki fotoğraflarda Suzan ÇELİK ve HÜRRİYET Gazetesi’nin Yayın Grubunun gazetesi olan Milliyet Gazetesinin Ekonomi Yazarı Meral TAMER dönemin Bakanı Yalım EREZ ve şimdi Sivas Milletvekili olan ve o dönem Zabıta Müdürü ve Kontrol Daire Başkanı bulunan Selami UZUN’un yanında aldıkları ödüllerle birlikte görülmektedir.

















      Aşağıda HÜRRİYET GAZETESİNİN Kendi Grubu çalışanını görmezden gelme pahasına atlamış bulunduğu ÖDÜL HABERİNİN diğer gazetelerdeki etkili yayınından bir örnek mevcuttur.
       Hürriyet Gazetesi, gerçek habercilik anlayışında en küçük yer bile bulamayacak olan tavırlarını bu şekilde Devlet Memuru Suzan ÇELİK’in İstanbul Büyükşehir Belediyesinde kurduğu ve başarıyla yürüttüğü Zabıta Tüketici Bürosu çalışmalarından gerekçesiz şekilde uzaklaştırıldığı 1998 yılı sonuna kadar ısrarla sürdürdü.
      Hürriyet Gazetesi’nin esasen kendi yayın grubu çalışanlarına karşı vefasızlığı anlamını taşıyan tavırları düşündürücüdür. Bu çerçevede mesela.. Hürriyet Gazetesi’nin “Tayyip’in Türbanlı Zabıta Memurları” haberini yaptırdığı Belediye Muhabiri Kemal DİYARBEKİR’in bir cenaze törenini izlerken kalp krizi geçirerek ölümünün ardından geride bıraktıklarının acılarını dindirmede gereken hassasiyeti gösterip göstermediğini de sorgulamak lazım.
       Hürriyet Gazetesi’nin medya grubu sahibi zengin gazete patronu, “Tayyip’in Türbanlı Zabıta Memurları” haberini yapan Kemal Diyarbekir’in geride bıraktığı ailesine para yardımı vs. gibi destekler verdi mi acaba.. diye SORMAK GEREKİR!
      Hürriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ertuğrul ÖZKÖK, Sultanahmet Camiindeki cenaze töreninde Diyarbekir hakkında “10 yıldır genel yayın yönetmenliğim sırasında ne bize, ne mesleğin sahiplerine en küçük bir toz kondurmadı.. Mesleği böyle yürütenler, cennete gitmeli diye düşünüyorum.” Derken ve böylelikle maiyetinde faaliyet gösteren bir insanın ödüllendirilmesi işini Allah (C.C.)’a bırakırken, öte yanda, mesela.. Kemal DİYARBEKİR’in ruhu şad olsun diye, ondan kalan insanlara yardım etmeyi falan düşündü mü.. SORMAK LAZIM!
      Umarım bu soruların cevabı olumludur ancak hiç umutlu değilim. Çünkü Hürriyet Gazetesi Patronu
Zabıta Tüketici Bürosu’nun kuruluş töreninde “Tayyip’in Türbanlı Zabıta Memurları” başlığıyla haber yaptırıp para kazanırken Belediye çalışmalarını görmezden gelen manşet haberin altında imzası bulunan muhabir için ölümünün ardından okutulan mevlidin organizasyonunu yapmak da Belediye’ye düştü.
      haberlere gidip gelebilsin diye Hürriyet Muhabirlerine yıllarca araç tahsis eden İstanbul Büyükşehir Belediye’sinin Kemal DİYARBEKİR’in ölümünde Başkanı olan Ali Müfit GÜRTUNA “Tayyip’in Türbanlı Zabıta Memurları” Başlıklı haberi yapan Kemal DİYARBEKİR’in cenazesine katılarak ailesine yardım vaadinde bulundu ve arkasından mevlitler okuttu.

      Zamanın İstanbul Büyükşehir Belediyesi Basın Danışmanlığı Yöneticilerinin “Tayyip’in Türbanlı Zabıta Memurları” haber(?)ini yapan gazeteci hakkında, Dönemin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ali Müfit GÜRTUNA’nın özel gayretleriyle yayınlamış olduğu basın bülteni hayli ilginç.
      Resmi bir Devlet Müessesi’nin Basın Danışmanlığı Biriminden heryere gönderilmiş olan metinde Kemal DİYARBEKİR hakkında; “Delikanlı ve ayakta.. her an gazeteci.. şerefli..” şeklinde.. süslenen metin içeriğinde resmi bir mevlit duyurusu da mevcut.
       Bir kadının Kur’an-ı Kerim’in Nur ve Ahzap Sureleriyle farz olan örtünme eylemini yerine getirme ve bu doğrultuda tesettüre uygun giyinme gibi en doğal insan hakkını “irtica” tehdidine işaret eden “Tayyip’in Türbanlı Zabıta Memurları” manşetleriyle ihlal etme cür’etini gösterebilen Hürriyet Gazetesinin,
      Öte yanda “Tayyip’in Türbanlı Zabıta Memuru” dediği kişinin görev yaptığı resmi bir devlet birimi olan Büyükşehir Belediyesi’nin, kendi elemanının ardından mevlit okutması eylemine karşı yorumsuz kalmış olması hayli ilginçtir(!).

      Bu durum koca bir çelişki değilse nedir?
      Böylesi çelişkiler içinde bocalayan bir gazetenin Türk Yayın Hayatında varlığı yüce Türk Milleti’nin değerleri ve Türk Okuru’nun haysiyetiyle bağdaşmakta mıdır?
       SORGULAMAK GEREKİR!
      Ali Müfit GÜRTUNA’nın belediye başkanlığı döneminde İstanbul Büyükşehir Belediyesi Basın Danışmanlığı yetkililerince hazırlanmış ve resmen tüm kamu ve özel kurum, kuruluş temsilcilerine, her yere yollanmış ve esasen tarihe geçecek bir vesika olan ilginç(?) basın bülteni metni aşağıdadır:








































       Hürriyet Gazetesinin genelgeçer tanımlamayla; “malum medya” ifadesi olan bu tavırları Türkiye’de gittikçe devleşen bir yayın grubunun ne adına, ne için ve nasıl habercilik yaptığı.. yolunda ve esasen gazetecilik meslek ilkeleri adına ciddi soruları gündeme getirmektedir (!)
       İşte Hürriyet Gazetesi’nin “Tayyip’in Türbanlı Zabıta Memuru” olarak manşet yaptığı Suzan ÇELİK’in yukarıda özet tanıtım filmi sunulan televizyon programlardan bazı kareleri içeren fotoğraflar..
      Suzan ÇELİK'in, Türkiye'nin ilk tüketici hakları konulu televizyon programları olan TÜKENMEDEN TÜKETELİM ve TÜKETİCİ DOSYASI ile TSE ve Tüketici Örgütlerinden ödülleri bulunmaktadır.
      Hüriyet Gazetesi'nin "Tayyip'in Türbanlı Zabıta Memuru" haberiyle hedef aldığı Devlet Memuru Suzan ÇELİK her yönüyle bir tüketici hakları, insan hakları savunucusu. Onun Tüketici Kanunu'nun bulunmadığı 1993-1995 yılları arasında yayınlanmış olan televizyon programlarıyla ve çeşitli gazetelerdeki köşe yazarlığı faaliyetleriyle Türkiye'de Tüketici Kanunu'nun hayata geçmesinde ve Belediye Kanunu'na sokak çocuklarıyla ilgili maddeler eklenmesinde etkili olduğu biliniyor.
       Açıkça anlaşılacağı üzere, Hürriyet Gazetesi'nin “Tayyip’in Türbanlı Zabıta Memurları” başlıklı haber(?)i Belediye'de kuruluşu sağlanan Zabıta Tüketici Bürosu'nun açılışını haber vermek amacından farklı olarak Bu birimin kurulmasını sağlayan bir kişinin sırf şahsına saldırı kastıyla manşete çıkarılmıştır.
Yandaki fotoğraflardan Hürriyet Gazetesi'nin "Tayyip'in Türbanlı Zabıta Memuru" olarak manşet yaptığı Belediye'de Zabıta Tüketici Bürosu'nun Kurucusu Suzan ÇELİK'in Hürriyet Gazetesi Tüketici Köşesi çalışanlarıyla yaptığı ropörtajı televizyon programında yayınladığı anlaşılmaktadır.
Bu durum, Hürriyet Gazetesi sorumlularının sadece basın meslek ilkelerine saygı duymadıklarını ifade etmekle kalmamakta, aynı zamanda onların, iştigal ettikleri meslek alanının bir mensubuna kendi çıkarları doğrultusunda alabildiğine vefasızlaşabildiklerini de göstermektedir.
      Hürriyet Gazetesi'nin, Suzan ÇELİK İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nde kurduğu ve başarıyla yönettiği Zabıta Tüketici Bürosu'nun başından gerekçesiz olarak alınıncaya kadar sürdürmüş olduğu esasen "yakın markaj habercilik anlayışı" faaliyetlerinin bir ürünü olan ve ilk sayfada manşetten yayınlanan "Tayyip'in Türbanlı Zabıta Memurları" başlıklı haber(?)i aynı zamanda basın meslek tarihine bir vefasızlık abidesi olarak da geçmiştir.

      Başbakan R. Tayyip ERDOĞAN, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olunca, Belediye Başkan Adaylığı sürecinde “Tele-Zoom” adlı haber programlarına konuk olduğu ve Belediye Başkanlığı döneminde de Belediye Zabıta Birimi Yetkilileriyle birlikte tüketici sorunları konusunda denetlemeler yapıp bunları programlarında yayınlayan Suzan ÇELİK’i Zabıta’ya Tüketici Bürosu Sorumlusu olarak atadı.
      Aslında Türkiye'de tüketici haklarının gelişimi açısından bir ilkin adı olan ve tarihe damgasını vuran bu olay Hürriyet Gazetesi’nin manşetine birinci sayfadan böyle yansıdı(!)
       Hürriyet Gazetesi'nin "Tayyip'in Türbanlı Zabıta Memurları" başlıklı haberinin yayınlandığı dönemde SABAH Gazetesi'nin, objektif bakış açısıyla yaptığı ve yayınladığı haberlerle habercilikte tamaman farklı bir anlayışı sergilemiş olması Türk Basın tarihine geçecek ve iletişimle ilgili akademik yapıtlara konu olacak bir vakıadır.
      Yukarıdaki belgeler, Zabıta Tüketici Bürosu açılış törenine ilişkin film kayıtları, Başbakan R. Tayyip ERDOĞAN’ın açıklamaları, objektif ve yapıcı haberciliği düstur edinmiş gazete ve televizyonların Zabıta Tüketici Bürosu’nun açılış töreni ve çalışmalarını anlatan içeren haberleri.. tüm bilgiler ve hatta başlı başına Suzan ÇELİK’in eski televizyon programlarının kayıtlarının bulunduğu tanıtım filmi özetle HÜRRİYET GAZETESİ’nin halen sürmekte olan “Yakın Markaj Habercilik” faaliyetleriyle esasen, Belediye’de Tüketici Hakları ve sokak çocukları ve yardıma muhtaç insanlarla ilgili birimlerin çalışmalarını engellemek ve böylelikle çok önemli olan kamu görevlerini yürütülemez kılmak kastını güttüğünü düşündürmektedir.
Hasibe Nisa
GAZETECİ YAZAR
28 Nisan 2009