YARDIMA MUHTAÇ İNSANLAR, SOKAK ÇOCUKLARI VE EVSİZLER KONULU EMSAL KARARLARI İÇEREN DAVA BİLGİLERİ:
       KARAR: Sokak çocukları ile ilgili “SOKAKLARIN ÇATISI OLSUN” adlı proje çalışmalarının İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nde sürdürülmesi yönünde İstanbul 3’üncü İdare Mahkemesi’nin 28.04.2006 Tarih ve K: 2006/918, E:2005/347 Sayılı Yürütmenin İptali Kararı.
( Belediye Başkanı Kadir TOPBAŞ, sokak çocuklarıyla ilgili “SOKAKLARIN ÇATISI OLSUN” adlı proje çalışmalarının İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nde sürdürülmesi yönünde verilmiş mahkeme kararını uygulamıyor, böylelikle sokak çocukları ile ilgili işleri Belediye üst düzey yetkililerine menfaat temin eden özel bir şirkete ihale ediyor, sokak çocukları için ayrılan binaların içeriğini bozuyor suç üstüne suç işliyor! )

       KARAR: İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nde sokak çocukları ile ilgili “SOKAKLARIN ÇATISI OLSUN” adlı proje çalışmalarının sürdürülmesinin sağlanması yönünde İstanbul 3’üncü İdare Mahkemesi’nin 28.04.2006 Tarih ve K: 2006/918, E:2005/347 Sayılı Yürütmenin İptali Kararı.
      Karar, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nde yürütülmesi gereken sokak çocukları çalışmalarının çerçevesini çizen, bu yöndeki mevcut uygulamaların hukuki olmadığını anlatan önemli bir karardır.
       Karara ilişkin dava Devlet Memuru Suzan ÇELİK’in, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı’nın yazılı OLUR’u gereği “Sokakların Çatısı Olsun” adlı sokak çocukları projesinin tek resmi görevlisi olduğu halde tarihte yardıma muhtaç çocuklar için kullanılmış hayıreser kapsamındaki sıbyan mektebi binalarının otel-motel-çay bahçesi olarak kullandırılması amacıyla yürütülen “Piyerloti İhalesi”ne engel olma, bunun yerine bu binaların çocuk projelerine tahsisini sağlama yolunda yaptığı mücadele sürecinde bir müdürlük görevlendirme yazısı ile, görev tanımı dahi yapılmaksızın, Tuzla’da Mezbaha Binasında, İstanbul Sokak Çocuklarına Meslek Edindirme Merkezi (İSMEM) adıyla özel bir şirkete ihale edilen işlerde görevlendirilmesine ilişkin işleme itirazını konu almaktadır.
       Davayı bir Devlet Memuru avukatı olmaksızın tek başına açmış, tüm aşamalarını da kısıtlı imkanlarıyla kendisi takip etmişti.
      Suzan ÇELİK, Sokak çocuklarıyla ilgili “SOKAKLARIN ÇATISI OLSUN” adlı proje çalışmalarının sürdürülmesi adına 2005 yılında açtığı davanın başvuru dilekçesinde dava konusunu şöyle açıklıyor:
       “Tüketici Hakları ve Sokak Çocukları ile ilgili çalışmalarımı sürdürmeye devam edebilmem için; Zabıta Tüketici Bürosu’ndaki Büro Sorumlusu Görevime iadem yönünde T.C. İstanbul 3. İdare Mahkemesi’nin 1998/1506 Esas ve 2000/412 Karar No.’lu YÜRÜTMENİN İPTALİ KARARI (Ek-1.) gereği halen yerine getirilmemişken, ayrıca İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı’nın 12734-37-810-650-1514 Sayı ve 25.12.2001 tarihli yazılı OLURu gereği İstanbul Vakfı ile birlikte yürütülmesi kararlaştırılan “Sokakların Çatısı Olsun” adlı tek resmi görevlisi olduğum sokak çocukları konulu projenin idaresini yürütme zorunluluğum ortada iken, 13.01.2005 tarihinde tebliği gerçekleştirilen 28.12.2004 tarih ve 12734-810-43/10-1228-3201 Sayılı yazı ile, görev tanımım dahi yapılmaksızın, yasal usullere ve hukuka aykırı şekilde, üstelik de tarafıma talimatla haklarında rapor düzenlettirilen kişilerin emrinde, hukuka uymayan çalışma koşullarında Tuzla’da Mezbaha Binasında, özel bir şirkete ihale edilerek yasadışı şekilde işletilen İstanbul Sokak Çocuklarına Meslek Edindirme Merkezi (İSMEM) adlı kuruluşta görevlendirilmeme ilişkin işlemin ivedilikle YÜRÜTÜLMESİNİN DURDURULMASI ve BİLAHARE İPTALİ TALEPLERİM Hk.:.”




















































      İddialara karşılık İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı adına Hukuk Müşavirliği birimi avukatı, Suzan ÇELİK hakkında başörtü konulu bir iki uyarma ve kınama konulu en aşağı düzeydeki disiplin cezası işlemleriyle, sokak çocuklarıyla ilgili çalışmalarından uzaklaştırıldıktan sonra Güngören Mezbaha Binasında olumsuz koşullarda çalıştırıldığı ve bebeğini kaybettiği dönemde yaşadığı psikolojik bir durumu içeren depresyon teşhisli bir rapora dayanmış ve böylelikle Suzan ÇELİK’in Tuzla’da mezbaha binasında sokak çocukları ile ilgili faaliyet gösterdiği iddia edilen İSMEM adlı kuruluşta görevlendirilmesinin gerekçesini “uyumsuz bir personel” olduğu iddiasıyla açıklamaya çalışmış, böylelikle “özrü kabahatinden büyük” denilebilecek bir konuma düşmüştür.
      Suzan ÇELİK dava sürecinde Mahkemeye sunduğu cevap dilekçelerinde de hakkında oluşturulmaya çalışılan “uyumsuz personel” imajına karşın hakkındaki iddiaları tek tek çürütmüştür (Bu olaylara ilişkin tüm belgeler mahkeme kayıtlarında mevcut olup, özel olarak da arşivlenmiştir)
      Oysa Suzan ÇELİK’in, 2001 yılında İstanbul Valiliği’nce verilen soruşturma izni doğrultusunda Kılık kıyafet yönetmeliğine aykırı şekilde başörtülü olarak görev yaptığı iddiasıyla ifadesi alınmış, fakat neticede dava dahi açılamamıştı. Tüm bu süreçlere ilişkin dosya içeriği de mevcut olup bilgi ve belgeler muhafaza edilmektedir.
      İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir TOPBAŞ’ın avukatı tarafından ÇELİK hakkında mahkemeye delil olarak sunulan kılık kıyafet konulu disiplin cezası işlemleri tamamiyle haksız ve hukuksuz, hiçbir yasal mesnedi olmayan çürük birer iddiadan ibarettir.
      Şöyle ki, Suzan ÇELİK hakkında başörtüsü konulu kılık kıyafet uyarı ve kınama içerikli disiplin cezası işlemlerinin tümü, onun gıyabında, dış görevde, sokak çocukları ile ilgili çalışma yapıyorken düzenlenmiş, buna karşın Suzan ÇELİK’in görevi başında başörtülü olduğuna dair hiçbir somut bilgi ve belgeye dayanılmamıştır.
      Kaldı ki kılık-kıyafet hükümlerini düzenleyen yönetmelik de Suzan ÇELİK gibi Belediye Başkanlığı Olur’u doğrultusunda mesaisinin tamamında sokak çocukları çalışmalarını yürütmek için dış görevde bulunan kişiler hakkında şu ifadeleri içermektedir:
       “Madde-7. Sağlık, şantiye, arazi, atölye, maden ve benzeri yerlerde çalışanların çalışılan işin ve yerin özelliğine göre giyim eşyasının tipi, modeli ve rengi ilgili kurumca tespit edilir.”
      Belediye’deki en üst makam olan Belediye Başkanlığı’nın onayları doğrultusunda
sokak çocukları çalışmaları için mesaisinin tamamında dış görevde bulunan Suzan ÇELİK’in giyim şeklinin özel hükümlere tabi olduğu hususu açıkken disiplin amiri konumundaki bir müdür bahse konu disiplin soruşturması işlemlerini hangi kıstasa göre yürütmüştür.. Bunu anlamak mümkün değildir (!)
      Nitekim Suzan ÇELİK, hakkındaki tüm kılık-kıyafet konulu disiplin cezası işlemlerinin gıyabında gerçekleştirildiğini, görev sırasında başörtülü olduğuna dair herhangi bir tespit yapılmadığını beyan etmektedir.
      Tüm yaşananlar, Devlet Memuru Suzan ÇELİK ile ilgili kılık-kıyafet başlıklı ve başörtüsü konulu disiplin cezalarının tamamı kelimenin tam anlamıyla birer hukuk ayıbıdır.
       Hal böyle iken, Belediye Başkanı Kadir TOPBAŞ tarafından başörtüsü konulu hukuk dışı ceza işlemlerinin bir Devlet Memuru Personel hakkında uyumsuz personel imajı oluşturulmaya çalışılarak sokak çocukları proje çalışmalarının engellenmesi kastıyla mahkemelere delil olarak sunulmuş olması ise adeta vahşet belgesidir.
      Mevcut içtihadi durum ne yazık ki kınama ve uyarı tarzı disiplin cezalarına bağımsız yargı nezdinde itirazları pek mümkün kılmamaktadır.
      Bu nedenle Suzan ÇELİK, hakkında her biri esasen sokak çocukları ve tüketici hakları konulu çalışmalarını ve piyerloti ihalesini önlemek gibi mücadelelerini engellemek amacıyla ve gıyabında yürütülmüş olan başörtüsü konulu disiplin cezalarının iptali için , biraz da bu süreçte bebeğini kaybetmesine neden olan vahim olayların yaşattığı ruh haliyle, yargıya gidememiş, ancak ne gariptir ki neticede bu cezalar hakkında yine onun sokak çocukları konulu çalışmalarını önlemek amacıyla yargı nezdinde aleyhine delil olarak kullanılmaya çalışılmış, mahkemelerde karşısına çıkarılmıştır.
      Tüm bu girişimlerin tek kelimeyle izahı vardır; acziyet!
      Acziyet ifadesi boş gayretlere rağmen bugün belediye kanununa belediyelerin doğrudan sokak çocuklarıyla çalışmasını zorunlu kılan birçok madde eklenmiştir.
      1995 yılında kabul edilen 5393 Sayılı Belediye Kanunu’ndaki yardıma muhtaç insanlar ve çocuklarla ilgili 14. madde dahi başlı başına yıllardır ısrarla yürütülmekte olan mücadelelerin zaferini ifade etmektedir.
      Belediyenin görev ve sorumluluklarını anlatan bu madde içeriğinde a şıkkında aynen şu ifade yer almaktadır:
“..Büyükşehir belediyeleri ile nüfusu 50.000'i geçen belediyeler, kadınlar ve çocuklar için koruma evleri açar.”
      Eskiden Belediye Başkanları “Sokak çocukları için çalışmak belediyenin işi değildir, Bu sorun merkezi otoritenin meselesidir” diyorlardı. Bunu örnekleyen bir olayı anlatan dosya için lütfen daha sonra anasayfaya bakınız.
       Mücadeleler, sokaklarda tek bir yardıma muhtaç insan ve çocuk kalmayıncaya kadar sürdürülecek ve bu zafer inşaAllah daha da ileriye gidecektir.
      Suzan ÇELİK hakkında sokak çocukları konulu mücadelelerinin önünü kesmek amacıyla hukuksuz başörtüsü disiplin cezalarına dayanılarak sürdürülen
       Acziyet ifadesi girişimlere rağmen belediyelerde sokak çocukları projeleri yürütülmesi adına önemli bir kazanımı ifade eden dava, öncelikle Yürütmeyi Durdurma, hemen akabinde İstanbul 3’üncü İdare Mahkemesi’nde Yürütmenin İptali Kararı ile sonuçlanmış, Danıştay’a yapılan itirazdan sonra da kesinleşmiş ve Mahkeme’nin Türk Milleti adına vermiş olduğu Kararın metni nde davanın özeti şu cümlelerle açıklanmıştır:
       “Davacı İstanbul Sokak Çocuklarına Meslek Edindirme Merkezi (İSMEM)’nde görevlendirilmesine ilişkin 28.12.2004 tarih ve 1228-3201 sayılı işlemin İdare’nin hukuk dışı eylemiyle neticede hem tüketici haklarıyla ilgili uygulamanın, hem de sokak çocuklarıyla ilgili proje çalışmalarının bertaraf edilmesi amacıyla tesis edildiğini ileri sürerek iptalini istemektedir.”
       Aynı metinde kararın gerekçeleriyle ilgili açıklamaların yapıldığı bölümde, Suzan ÇELİK’in İstanbul Sokak Çocukları Meslek Edindirme Merkezi adı altında oluşturulan birimde görevlendirilirken geçici görevlendirme işlemine tabi tutulmuş olduğu görüşü belirtilmiş, bu görüşten yola çıkılarak görevlendirme işleminin usulüne ilişkin sakatlıklara dikkat çekilmiş ve:
       “Dava konusu olayda; Davacının İstanbul Sokak Çocukları Merkezi’nde hiçbir süre konulmaksızın, hangi ihtiyaç ve göreve binaen görevlendirildiği belli edilmeksizin görevlendirildiği sabit olup, herhangi bir süre öngörülmeksizin yapılan bu geçici görevlendirmenin, kamu yararı ve hizmet gerekleri amacından farklı yapıldığı..” şeklinde bir ifadeye yer verilmiştir. Mahkemece böylelikle, Devlet Memuru Suzan ÇELİK’in, sokak çocukları proje çalışmalarının başından uzaklaştırılmak suretiyle sokak çocuklarının adı kullanılarak İstanbul Büyükşehir Belediyesi bünyesinde hukuk dışı şekilde oluşturulan İSMEM adlı birimde görevlendirilmesinin kamu yararı ve hizmet gerekleri ile bağdaşmadığı hususuna vurgu yapılmıştır.









































































































       Belediye Başkanı Kadir TOPBAŞ, sokak çocuklarıyla ilgili “SOKAKLARIN ÇATISI OLSUN” adlı proje çalışmalarının İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nde sürdürülmesi yönünde verilmiş mahkeme kararını uygulamıyor, böylelikle sokak çocukları ile ilgili işleri Belediye üst düzey yetkililerine menfaat temin eden özel bir şirkete ihale ediyor, sokak çocukları için ayrılan binaların içeriğini bozuyor suç üstüne suç işliyor! : Konuyla ilgili dosya için lütfen tıklayın
DAVACIYA İLİŞKİN BAZI BİLGİLER:
      Türkiye’de henüz sokak çocuklarının adının anılmadığı yıllarda Televizyon Program Yapımcılığı-Yönetmenliği ve Sunuculuğu işini yürütürken köprü altlarında, sur gediklerinde yaşamaya çalışan sokak çocukları ile ilgili çok sayıda televizyon haber araştırma dosyaları hazırlayan Suzan ÇELİK, gerçekleştirdiği programlarla aynı zamanda sokak çocukları konusunda yeni yeni kurulmakta olan çeşitli sivil toplum örgütlerinin çalışmalarına da destek vermiştir. ÇELİK’in aynı zamanda sunuculuğunu da yürüttüğü programlardan bazılarına ait fotoğraflar solda belgeler butonunun içinde yer almaktadır. Suzan ÇELİK aynı zamanda gazetelerde de evsizler, sokaktaki şizofreni hastaları ve yardıma muhtaç insanlar hakkında, örnekleme metoduyla sistem sorununa dikkat çeken ciddi araştırmaları yayınlanmış bir köşe yazarıdır.

Yenişafak Gazetesinde 2001 yılı şubat ayında, Fatih semtinde sokakta yaşayan genç bir şizofreni hastası evsizle ilgili olarak yayınlanmış “TÜKETEN SİSTEMSİZLİK”Sokaktan insan Topluyoruz” başlıklı yazı için lütfen tıklayın

Yenişafak Gazetesinde 2001 yılı mayıs ayında sokakta bulunup Esnaf Hastanesi’ne getirilmiş şizofreni hastası anne-kız’a kalacak yer ve bakım sunacak bir kurum bulma çabasıyla birlikte yayınlanmış “DAR-ÜL ACEZE KURUMU NE İŞ YAPAR?” başlıklı yazı için lütfen tıklayın

      Şizofreni hastası anneyle genç kızına, gazete sayfalarından verilen açık mesajlara rağmen sosyal destek sistemlerindeki eksiklikler nedeniyle bakım sağlayacak bir birim bulunamamıştır.
Buna rağmen arayışlar sürerken Dönemin Hastane Başhekimi Arif VERİMLİ tarafından verilen özel destekle anne kız için Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesinde bir süre uzatmalı bakım hizmeti sunulmuş, fakat hastane ilgililerince aynı süreçte Suzan ÇELİK’e anne-kızın firar ettiği bildirilmiştir..
      Suzan ÇELİK’in avukat bir arkadaşı, bu olaydan kısa süre sonra Sultanahmet civarında bir anne-kıza rastladığını anlatmış ve genç kızın hamile olduğu haberini getirmiştir(!).. Suzan ÇELİK’in, sözün tükendiği noktalardan birini ifade eden bu olaylarla ilgili şu sözleri dikkat çekicidir: “Onları çok aradım, ancak bulamadım.. Ne zaman yolum Sultanahmet’e düşse gözlerim köşe başlarında çaresizce bu anne ve kızı aramaktadır, her an onların dramının ağırlığını ve o genç kızın karnındaki masum bebeğin acısını duymaktayım kalbimin ta derin bir köşesinde. Hem gazeteci, hem bu ülkede Devletin bir memuruyum.. Daha ne demeliyim bilemiyorum.. Tüm derdini bilmez mazlumlar adına sadece bir derin “ah!” cekmek istiyorum.. o kadar!
      Ancak belki onların ahıyla düzelir zulüm düzeni. Fakat korkuyorum.. İnsanlık adına korkuyorum o ahtan..
      Mazlumun ahından Allah’a inanan kim korkmaz ki!”..
      Bu konuda sürdürülen mücadeleleri, buna rağmen yaşanmış her biri acı ama gerçek vahim hadiseleri ve halen inadına inadına ortada duran bir garip ülke gerçeği ni anlatmak için kelimeler yetmez..
      Suzan ÇELİK’in bizzat ilgilendiği sokaklardaki mağdur insanlardan bir bölümü çeşitli sosyal ve sağlık kuruluşlarında bakım ve takip altına alınmıştır.
      Suzan ÇELİK, sokaktaki yardıma muhtaç insanlar ve sokak çocukları hakkında televizyon program yapımcılığı ve gazete köşe yazarlığı alanında sürdürdüğü mücadeleleri 1995 yılı itibariyle yerel yönetim, kamu yönetimi alanına taşınmıştır.
      ÇELİK’e daha memur sınavını kazanır kazanmaz, dönemin İstanbul Büyükşehir Belediyesi Personel İşleri Müdür Yardımcısı tarafından sokak çocukları konusunda çalışma yapması teklifi getirilmişti.
      Ancak ortam, imkanlar ve daha ötesinde bürokratik konum o zaman böylesine ciddi bir iş için hiç de elverişli değildi.
      Bu nedenle o öncelikle tüketici haklarıyla ilgili daha ciddi teklifi değerlendirdi ve Zabıta Biriminin bağlı olduğu Daire Başkanlığı bünyesinde Zabıta Tüketici Bürosu’nu kurdu. Ancak Suzan ÇELİK buna rağmen sokaktaki yardıma muhtaç insanları ve sokak çocuklarını unutmadı, gazete köşe yazarlığı kimliği ile sürdürdüğü mücadelelerin yanı sıra, bir dönem köşe yazarlığı yaptığı Zabıta Dergisinde de onlar için araştırma dosyalarının hazırlanması gibi çeşitli faaliyetlere katkıda bulundu.
      Suzan ÇELİK’in görev yaptığı dönemde Zabıta Birimi’nin başındaki Kontrol Daire Başkanı tarafından Eminönü Ebussuud Caddesi üzerindeki altı katlı bina sokak çocukları için kullanılmak üzere düzenlendi. Suzan ÇELİK, Zabıta birimi dahilinde sokak çocukları ve yardıma muhtaç insanlarla ilgili münferit fakat ciddi müdahaleler için tüm imkanlarını seferber etti, mesaisini aşan gayretlerle mücadelesini sürdürdü.
      Birgün gerekçesiz olarak Zabıta’da kurduğu tüketici hakları biriminin başından alındı. Tüketici hakları konulu davalarla uğraşısına rağmen, bu dönemden sonra gelişen süreçte de ÇELİK, durmadı ve sokaktakiler sorunu konusunda gazeteci kimliğiyle mücadeleye devam etti.
      Zabıta’da kurduğu birimin yaşaması adına sürdürdüğü hukuk mücadelesi henüz mahkeme aşamasında iken, kendisine dönemin Genel Sekreter Yardımcısı Mahmut KUŞ tarafından yapılan bir teklif ona sokak çocukları için bürokratik ciddiyette çalışma yapabilme imkanı sağladı, mücadele dünyasında yeni bir kapı açtı.
       Suzan ÇELİK, Belediye Başkanlığı adına o güne kadar kadrosunun bağlı bulunduğu tüm birimlerden sorumlu Genel Sekreter Yardımcısı (Mahmut KUŞ)’un sözlü talimatları ve ardından gerçekleşen, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı’nın 12734-37-810-650-1514 Sayı ve 25.12.2001 tarihli yazılı OLUR’u ile, sokak çocuklarının topluma kazandırılmaları için İstanbul Vakfı ile birlikte yürütülmesi kararlaştırılan “Sokakların Çatısı Olsun” adlı projenin idaresinde koordinatörlük görevini üstlendi.
      Bu doğrultuda başarı ile sürdürdüğü proje araştırma geliştirme uygulama çalışmalarını yürütürken gerçekleştirdiği sosyal yardım amaçlı etkinlikler kamuoyunda geniş yankı uyandırdı. Belediye Eski Başkanı daha önce bir sokak çocukları projesinin kendisine anlatıldığı brifingde Suzan ÇELİK’e “sokak çocukları için çalışmak merkezi otoritenin işidir” dediği halde bu etkinliklerden birinde göz yaşlarına boğulunca tüm ulusal görsel ve yazılı basında yer aldı ve kamuoyunun dikkatini çekti. Konuyla ilgili bilgi ve belgelerle fotoğraflar solda belgeler bölümünün içinde yer almaktadır.
       ÇELİK, böylesine başarıyla yürüttüğü, kamuoyu tarafından da takip edilen projesi için çalışırken birgün aniden Personel İşleri Müdürlüğünün 17.06.2002 tarih ve 12735-40-810-600*26878(01) sayılı hukuk dışı yazısına dayanılarak bu görevinden uzaklaştırıldı ve Mezbahalar Müdürlüğü’nün Güngörendeki Mezbaha binasına sürgüne gönderildi.
       Onun sokak çocuklarıyla ilgili çalışmadan uzaklaştırılırken de tıpkı Zabıta Tüketici Bürosu’ndaki görevinden uzaklaştırılışıyla ilgili işlemlerde olduğu gibi, bu görevi sürdürürken başarısız olduğuna dair herhangi bir bilgi ya da belge öne sürülememiş, dahası bu tasarrufda da bazı menfaat çevrelerinin rahatsızlıkları rol oynamıştır; bu yolda, tarihte çocuklar için sosyal yardım amacıyla kullanılmış olan ve halen belediyenin uhdesindeki sıbyan mektebi binalarının turistik tesise dönüştürülmesi yerine aslına uygun şekilde çocuklar için proje pilot uygulamasında kullanılmasını istemiş olmasının bazı idare mensuplarınca hoş karşılanmamış olması etken olmuştur. Şöyle ki;
      ÇELİK, görevinden alınışına dair yazının tebliğinden önceki günlerde 2002-3 sayılı - 06.05.2002 tarihli ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nde 17277 numara ile kayıtlı yazısının ve aynı konulu 2002-4 sayılı ve 22.05.2002 tarihli ve yazılarının takibini yapmakta idi.
      Bu kapsamda ayrıca sokak çocukları için pilot uygulama başlatılması ve Eyüp semtinde başta Eyüp’ün Mukaddes Tepesi olarak tarihe geçmiş olan ve bugün Piyerloti Çay Bahçesinin bulunduğu tepede Zeynep Hatun Mahallesi İdris-i Bitlisi sıbyan mektebinin çocuklar için kullanılarak ihya edilmesi amacıyla konunun ilgilileriyle yoğun temaslar sürdürmekte idi.
      ÇELİK bu yazılarında, o günlerde gerçekleştirilmesi planlanan İdris-i Bitlisi Sıbyan Mektebi binası ve ilgili yapıları hakkında “Piyerloti İhalesi” olarak anılan ihalenin yanlışlığını anlatmış ve tarihte çocuklar için sosyal yardım amaçlı kullanılmış İdris-i Bitlisi Sıbyan Mektebinin ve çevresindeki yapıların turistik amaçlı kullanımının hukuki yanlışlığına dikkat çekmiş, ayrıca sokak çocukları için kurgulanan, temeli atılan ve inşa edilen bazı yapıların başka amaçlı işlere peşkeş çekilmesinin yanlışlığına dikkat çekmişti.
      Suzan ÇELİK, hukuk dışı bir yazıyla sokak çocukları çalışmalarından uzaklaştırılıp ikibuçuk yıl kadar Mezbahalar Müdürlüğü’nün mezbaha binasında boş bir şekilde bekletildikten sonra geçtiğimiz yerel seçimlerde yönetim değiştikten sonra Personel ve Eğitim Daire Başkanı tarafından görüşme için çağırıldı.
      Personel ve Eğitim Daire Başkanı, Suzan ÇELİK’e kendisini mesleği olan gazetecilik ve halkla ilişkiler konusunda bir görev yürütmesi için Kültür İşleri veya Halkla İlişkiler Müdürlüğü gibi birimlerden birine tayin etmek istediklerini bildirdi.
      Ancak ÇELİK bu teklifi reddetti ve tüketici hakları ve sokak çocukları ile ilgili sahipsiz kalan ve yarıda kesilen başarılı çalışmalarını sürdürmek zorunda bulunduğunu anlattı.
       O bu görüşme ile yetinmedi, taleplerini bir de yazılı olarak sundu ve yazısının akabinde 26.10.2004 tarihli OLUR yazısıyla Sağlık İşleri Müdürlüğü Birimine atandı.
      Bu aşamadan sonra Suzan ÇELİK, resmen atandığı Sağlık İşleri Müdürlüğü Biriminin o zamanki Müdürü Hikmet BAYRAM’ın sözlü talimatlarıyla, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nde sokak çocukları ile ilgili görevinden uzaklaştırıldığı dönemden sonra Sağlık İşleri Müdürlüğü’ne bağlı olarak Tuzla’daki Aydınlı Mezbaha Binasında kurulmuş olan İstanbul Sokak Çocukları Meslek Edindirme Merkezi (İSMEM)’i ziyaret ederek bir rapor hazırladı.
      ÇELİK, Tuzla’daki Aydınlı Mezbaha Binasında 2003 yılında kurulmuş olan Sokak Çocukları Meslek Edindirme Merkezi (İSMEM)’deki uygulamalara ilişkin bu raporu İstanbul Büyükşehir Belediyesi Yazı İşleri Müdürlüğü evrak kabul 53195 sayı ve 30.11.2004 tarihli yazı ile İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı’na sundu. Suzan ÇELİK’in, Mahkeme kayıtlarında bulunan ve cevapsız bırakılan bu yazısı ve ekindeki raporunda İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nde sokak çocuklarının adı kullanılarak yürütülen faaliyetlerle ilgili vahim gerçekleri anlatan şu ifadeler yer alıyordu:
       “İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı’nın 12734-37-810-650-1514 Sayı ve 25.12.2001 tarihli yazılı OLUR’u (Ek-2.) hukuken halen geçerli ve bağlayıcı olduğu halde, sokak çocukları çalışmalarında şahsımın hukuk dışı şekilde görevden el çektirilmemle birlikte İstanbul Sanayi Odası, İstanbul Ticaret Odası ve İstanbul Ticaret Borsası’nın kurucusu olduğu İstanbul Vakfı devre dışı bırakılmış,
sokak çocukları için Eminönü Ebusuud Caddesi’nde ve Kartal Uğur Mumcu Mahallesi Serçe Sokak’ta kurulan binalarla, tarihte çocuklar için yardım amaçlı kullanılan sıbyan mektebi ile ilgili yapılar başka amaçlı işlere tahsis edilmiştir; sokak çocukları projesiyle ilgili işler, Tuzla’daki Aydınlı Mezbaha binasına taşınmış, İstanbul Sokak Çocukları Meslek Edindirme Merkezi (İSMEM) adıyla bir birim kurulmuş ve böylece trilyonluk ihalelere yol açılmıştır. İSMEM’le ilgili ihale’nin yıllardır değişmez sahibi, İSTANBUL SAĞLIK YATIRIMLARI VE İŞLETMECİLİĞİ SANAYİ VE TİCARET ANONİM ŞİRKETİ (SAĞLIK A.Ş.)’dir. Tüm ihaleleri zorlanmadan alan Sağlık A.Ş.’nin Yönetim Kurulu Üyelerinin Belediye üst düzey yetkilileri ile ihaleleri yürüten encümen üyelerinden oluşması dikkat çekmektedir (?).
      Belediye üst düzey yöneticisi Encümen üyelerinin ihalelere katılan Belediye şirketlerinde yönetim kurulu üyesi olmalarının, ihalelerle ilgili yasalarda öngörülen “rekabet, eşit muamele ve güvenilirlik” ilkelerini tehlikeye düşürmekte olduğu Yüce Mahkeme Heyetinizin dikkatlerinden kaçmayacaktır(!)..
Bu şekilde Kamu İhale Kanunu’nun 5’inci Maddesinde öngörülen “rekabet, eşit muamele ve güvenilirlik” ilkeleri yıllardır açıkça ihlal edilmiştir.”
      Bu raporda
yer alan bilgiler, Sağlık A.Ş.’nin Belediye’den İSMEM için aldığı paraları İstanbul Büyükşehir Belediyesi üst düzey yetkililerinden oluşan yönetim kurulu üyelerinin maaşlarını ödemek dışında herhangi bir kaydadeğer iş için kullanmadığını da göstermekteydi.
      İSMEM’deki uygulamalara ilişkin olarak yukarıdaki bilgileri içeren bu raporu Yazı İşleri Müdürlüğü evrak kabul 53195 sayı ve 30.11.2004 tarihli yazı ile İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı’na sundu ve bu doğrultuda sokak çocukları ve tüketici hakları konusunda İstanbul Büyükşehir Belediyesi uhdesinde hukukun gereği olarak tüm asli görevlerime başlatılması gerektiğini belirtti.
      Daha önceden onun tüm görüşme taleplerimi cevapsız bırakan Zamanın Sağlık Daire Başkanı Mustafa GÜVELİ, 30.11.2004 tarihinden hemen sonra onu makamına çağırmış ve “Yıllardır mücadele ediyorsun ne kazandın.. Beni görevimden alsalar çeker giderim.. çünkü başka hedeflerim var.. amacın nedir, ne elde etmeyi düşünüyorsun.. “ şeklindeki ifadelerle tüm gerçeklere rağmen hukuk dışı bir yaklaşım tarzı sergilemiştir.
      Kendisi de Belediye’den ihale alan şirketlerden birinde yönetim kurulu üyesi bulunan Sağlık Daire Başkanı’nın açık şekilde hukukdışı meydan okumasının hemen ardından, Zamanın Sağlık İşleri Müdürü de kendisine Sağlık Daire Başkanı tarafından Suzan ÇELİK hakkında açıkça şöyle bir talimat verildiğini bildirmiştir:
       “Ya tüm yasal haklarından ve dava girişimlerinden vazgeçeceğine dair yazı versin onu evine yakın yere Tophane’deki Özürlüler Merkezi’ne görevlendirelim, ya da hakkında rapor düzenlediği kişilerin emrine ve ulaşım için servis vs. gibi haklar olmaksızın evine 3 saatlik mesafede dağ başında Mezbaha’nın yanında ıssız bir yerde bulunan Tuzla İSMEM’e ve üstelik de görevi tanımsız bir eleman sıfatıyla görevlendiririz.”
      Suzan ÇELİK, Önüne sürülen bu iki seçeneğe karşın “bahse konu hakların yalnız şahsımı ilgilendirmediğini ve günlük 10 milyon TL.’sına yakın bir para tutacak yol masrafının maaşımın neredeyse tamamı demek olduğunu bildiğim halde sokak çocukları gibi hassas bir konuda kişisel menfaatlerini ön planda tutamayacağını” ve herhangi bir hukuksuzluğu kabullenemeyeceğini bildirdi.
      Bu gelişmelerden sonra Suzan ÇELİK’e Tuzla Aydınlı Mezbahası’ndaki İstanbul Sokak Çocukları Meslek Edindirme Merkezi(İSMEM)’nde görevlendirilmiş bulunduğu hususu bildirilmiştir.
      Tüm bu olaylar esasen İstanbul Büyükşehir Belediyesi yetkililerince sergilenen hukuk dışı bu davranışlar, 1998 yılından bu yana süregelen kin, garez ve husumet kaynaklı alışıldık tavırlarından sonuncusunu teşkil etmiştir.
      http://www.muhtesib.com/gundem.asp?id=1 kısayol bağlantı adresinden ve soldaki gündem butonunun içinde “Kadir TOPBAŞ VEFASIZ KOMŞU! Duymuyor! Sokak çocukları-sur zindanları “KRAL ÇIPLAK!” Diyor..” başlığına tıklandığında ulaşılan bölümdeki dosyadan da anlaşılacağı üzere;
      Kamuoyunun gözü önünde yaşanan bu türden hukuk dışı tutumlar, neticede İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nde sokak çocukları konulu olarak sürdürülmesi gereken yasal görevlerin bazı çıkar guruplarının menfaatleri doğrultusunda engellenmesini hedeflemekte ve bu yönüyle aslında tüm İstanbul halkını, sokaklarda hayati tehlike içinde boğuşan çocukları ve dolayısı ile çocuk ve insan hakları ile birlikte tüketici haklarını da tehdit etmektedir.