TÜKETİCİ HAKLARI KONULU EMSAL KARARLARI İÇEREN DAVA BİLGİLERİ:
       KARAR: Tüketicilerin Zabıta’daki Bürosunun etkinliğinin sürdürülmesi yönünde İstanbul 3’üncü İdare Mahkemesi’nin 13.04.2000 Tarih ve K:2000/412, E:1998/1506 Sayılı Yürütmenin İptali Kararı.
(İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nde Zabıta Tüketici Bürosu'nun varlığını zorunlu kılan Genelgeler, Belediye Başkanlığı Onayları ve yazılarla birlikte MAHKEME KARARLARI ortadadır, ancak Bu büro, Başkan Kadir TOPBAŞ tarafından inadına bir tavırla kapatılmıştır.. )


       KARAR: Tüketicilerin Zabıta’daki Bürosunun etkinliğinin sürdürülmesi yönünde İstanbul 3’üncü İdare Mahkemesi’nin 13.04.2000 Tarih ve K:2000/412, E:1998/1506 Sayılı Yürütmenin İptali Kararı.
      İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nde Zabıta Tüketici Bürosu'nun varlığını zorunlu kılan Genelgeler, Belediye Başkanlığı Onayları ve yazılarla birlikte MAHKEME KARARLARI ortadadır, ancak Bu büro, Başkan Kadir TOPBAŞ tarafından inadına bir tavırla kapatılmıştır..
      Zabıta Tüketici Bürosu’nun etkinliğinin korunması yönündeki mahkeme kararlarını görmezden gelen, yıllardır sürdürülen hukuk mücadelelerini yok sayan Belediye Başkanı Kadir TOPBAŞ’ın inadına tavrı hiçbir hukuka sığmamaktadır.
       Karara ilişkin dava İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı’nda 1997 yılında kurulmuş olan ve daha kurulduğu yıl başarılı kuruluş seçilerek Türkiye çapında etkin çalışmalarıyla ünlenen Zabıta Tüketici Bürosu’nun kurucusu ve yöneticisinin görevinden haksız ve hukuksuz şekilde uzaklaştırılması nedeniyle açılmıştı.
      Davanın tüm masraflarını Büro’nun hizmetlerinden istifade eden bir avukatın bürosu Zabıta Tüketici Bürosu Sorumlusu Suzan ÇELİK adına ücretsiz üstlenmişti.
      1998 yılında açılmış olan davanın başvuru dilekçe metni nde şu ifadelere yer verilmişti:
      “Müvekkilemiz yapmış olduğu çalışmalardan ve bunun sonuçları olan ceza uygulamalarından dolayı birçok çevrenin rahatsız olması neticesinde, İdare tarafından hukuk dışı-saikler ile, hiçbir somut, nesnel gerekçe gösterilmeksizin görevinden alınarak başkaca bir göreve atanmıştır.
      Davalı İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanlığı’nca Müvekkilemizin görevden alınmasından önce, Müvekkilemiz, araç ve gereçleri başka birimlere kaydırılarak Tüketici Bürosu’nun, müeyyidesi ve etkisi olmayan, sadece ismi olan bir büroya çevrilmek istenmesi üzerine bu konuda duyarsız kalmayarak tepkisini dile getirmiş, bunun üzerine ise İdare Müvekkilemizin görev yerinin değiştirilmesi cihetine gitmiştir.
      Böyle yapılmakla da Tüketici Bürosu her ne kadar fiilen kapatılmamışsa da faaliyetlerine son verilmiştir. İdare’nin buradaki gerçek amacı, bu kuruluşu direkt kapatamayacağından, tasarruf yetkisini dolaylı olarak kötüye kullanmak suretiyle, Kamu Hizmeti veren Büro’nun bazı çıkar çevrelerinin menfaatleri lehine Pasivize etmektir.”















































































































































































































      Bu dava 2000 yılında İstanbul 3’üncü İdare Mahkemesi’nde Yürütmenin İptali Kararı ile sonuçlanmış ve Mahkeme’nin Türk Milleti adına vermiş olduğu Kararın metni nde de aynen şu ifadeler kullanılmıştır:
       “657 Sayılı Kanunun’un 76. maddesi ile kurumlara, memurlarını, kazanılmış hak aylık derecelerinde bir değişiklik yapılmaksızın görev yerini değiştirebilme konusunda takdir yetkisi tanınmış ise de, bilindiği üzere takdir yetkisi mutlak ve sınırsız bir yetki olmayıp, kamu yararı ve hizmet gerekleri ile sınırlıdır. Uyuşmazlık konusu olayda davacının görevinde başarısız olduğuna ilişkin herhangi bir saptamada bulunulmadığı, atama işlemine esas olabilecek objektif nitelikte hiçbir sebep gösterilmediği gibi, atama işlemini kamu yararı ve hizmet gerekleri açısından haklı ve hukuken geçerli kılacak başkaca nedenler de öne sürülmediği anlaşıldığından,.. işlemde hukuka uyarlık bulunmamaktadır..”









































































































      Neticede Bağımsız Yargı karar metninde kamu yararı ve hizmet gerekleri ilkelerine vurgu yapılmış ve böylelikle Zabıta Tüketici Bürosu’nun faaliyetlerinin etkinliğinin korunmasının kamu yararı ve hizmet gerekleri açısından önemine işaret edilmiştir.
      İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanına bağlı Hukuk Müşavirliği Birimi’nce kararı bozmak için tüm mekanizmalar kullanılmış, temyiz yoluna gidilmiş ancak neticede bu girişim de Danıştay Beşinci Dairesi tarafından 2003/4194 numaralı kararla reddedilerek yerel mahkeme kararı yüksek mahkemece de onanmıştır.
      İstanbul 3’üncü İdare Mahkemesi’nde 1998/1506 Esas Numaralı olarak görülen dava 2000 yılında Yürütmenin İptali kararıyla sonuçlanmış, karar Danıştay’da da onanmış, ancak karar gereği halen yerine getirilmemiştir. Diğer bir deyişle neredeyse 10 yılı bulan bu süreçte İstanbul Büyükşehir Belediyesi yöneticileri kamu menfaatlerini engellemiş, hizmetin gereklerini yerine getirmemiş, bu yolla hem bir devlet memurunu, hem de onun hizmet vermek durumunda olduğu Türk Halkını mağdur etmiş, görevi kötüye kullanmışlardır.
      Mahkeme kararlarının yasal sürede (30 gün) yerine getirilmesi gerekirken, öte yandan esasen Belediye’de tüketici hakları konulu çalışmaların Resmi yazılar ve onay belgelerine göre (Belgeler aşağıda sunulmuştur) de tek yasal yetkilisi olduğu halde, bu devlet memuruna yıllarca Belediye’de sürgün üstüne sürgün yaşatılmıştır.
       Böylelikle Belediye’de tüketici hakları konusunda başlatılan etkin uygulamalar da yıllarca engellenmiştir!
      Bu süreçte bir bebeğin ölümüne sebep olmaya varıncaya kadar çok ciddi ve vahim hadiseler de yaşanmıştır. Bu olayları anlatan gazete haberleri mevcuttur. Evrensel Gazetesi haberi için lütfen tıklayın

      Bir yargı kararının uygulanmayışının neticesinde daha da ileri gidilmiş; Zabıta Tüketici Bürosu kapatılmış ve yargı kararlarının uygulanmayışının asıl hedefi böylelikle ortaya çıkmıştır.
       Halk için, halk adına açılmış bir kapının kapatılması ile nihayet İSTANBUL BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ İDARECİLERİNİN HUKUK TANIMAZ TAVRI ve pervasızlığı en üst boyutta BELGELENMİŞTİR.
      Böylelikle hem dava gerekçesinde dikkati çekilen, hem de bu davanın karar metninin ifade etmiş olduğu esas tehlike, kararlar yerine getirilmediği için gerçek olmuş, tüketicilerin zabıtadaki bürosunun hayatına son verilmiştir.
      Bu durumda anlaşılan açıkça şudur:
      Türk Milletinin oylarıyla makam koltuğuna oturan BELEDİYE BAŞKANI KADİR TOPBAŞ TÜRK MİLLETİ ADINA VERİLMİŞ YARGI KARARLARINI TAKMAMAKTA Resmi Belgeleri yok saymakta, görevi kötüye kullanmaya ısrarla devam etmektedir.
      Bir ülkede hukukun üstünlüğünün var olup olmadığını anlamak için o ülkede yönetenlerin kuvvetler ayrılığı prensibine saygı duyup duymadığına bakmak gerekir.
       Mevcut durumda Türkiye’de hukuk devleti ilkelerinin yaşandığını iddia etmek ne derece doğrudur?
      İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nde Genelgeler, Belediye Başkanlığı Onayları ve yazılarla birlikte MAHKEME KARARLARI ortadadır, ancak, artık İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nde Zabıta Tüketici Bürosu adlı bir birim yoktur.
      Zabıta Tüketici Bürosu’nun etkinliğinin korunması yönündeki mahkeme kararlarını görmezden gelen, yıllardır sürdürülen hukuk mücadelelerini yok sayan Belediye Başkanı Kadir TOPBAŞ’ın inadına tavrı hiçbir hukuka sığmamaktadır.
      Suzan ÇELİK’in mahkeme kararlarını uygulamadıkları gerekçesiyle Belediye Başkanı Kadir TOPBAŞ ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi İlgili Tüm Üst Düzey Yetkilileri hakkında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı nezdinde yapmış olduğu suçduyurusuna ilişkin Danıştay’a sunduğu dilekçede yer alan şu ifadeler vahametin boyutunu anlamak bakımından dikkat çekicidir:
      “..belirtmek isterim ki şahsımın Zabıta Tüketici Bürosu’nun yönetiminden uzaklaştırılmam, esasen Büro’nun kapatılacağının bir işareti idi ve ben yıllarca asıl bunu önlemek için mücadele etmiştim.
      Zabıta Tüketici Bürosu’ndaki kötü gidişe dur demek için hazırladığım yazının kötü gidişe bir dur diyeceğini ummuştum, ancak yanıldım. 02.11.1998 TARİH VE ZTB-213 Sayılı Ek-35’deki bu yazının tarihi ne gariptir ki aynı zamanda Zabıta Tüketici Bürosu’nda sonun başlangıcı olmuştur. Başbakan R. Tayyip ERDOĞAN’ın hapis sürecinde yaşanan bu olaydan sonra hukukdışı şekilde Büro’dan uzaklaştırıldım ve böylece tüketicilerin Belediye’deki Bürosu etkinliğini yitirdi.
      Bu süreçte gazetelerde “Tüketicinin Belediye’deki Bürosu’na Kilit Vuruyorlar” başlıklı bir haber yayınlanınca tarafıma basına bilgi vermek suçu isnadı ile “1 yıl süre ile kademe ilerlemesi cezası” verildi. Bu ceza Bölge İdare Mahkemesi tarafından iptal edildi (Mahkeme belgesi Ek-36’da sunulmuştur). Böylelikle gazeteci kimliğim ve tüm birikimimi kullanarak tüketici haklarıyla ilgili uygulamaların Belediye’de kurumsallaşması adına mücadelemi sürdürdüm, ancak Zabıta Tüketici Bürosu’nun kapatılmasına engel olamadım.
      Cezai yaptırım öngören zabıt varakalarının Belediye Encümeni’nde usulsüzce bekletilmesi gibi kanunsuzluklara karşı çıktım diye sürgüne gönderildim ve böylelikle ne yazık ki Belediyecilikte kurucusu olduğum ilk örgütlü tüketici hakları birimi olan Zabıta Tüketici Bürosu da kapatılmış oldu.
      .. Varlığı iddia edilen “Tüketici Hakları Zabıta Amirliği” adlı hukuk dışı teşekkülün ise yasal hiçbir dayanağı, vasfı ve etkinliği yoktur ve olamaz.
      İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin haklarında suç duyurusunda bulunmuş olduğum Belediye Başkanı ve ilgili üst düzey yetkilileri mahkeme kararlarını ve resmi genelgeleri ve onayları uygulamak yerine Zabıta Tüketici Bürosu’nun hizmet hayatına son vererek açıkça kamuya karşı suç işlemişlerdir (!).
       Mahkeme kararları, genelgeler, onay ve yazılar ortada iken, hangi yasal mesnede dayanılarak oluşturulduğu bile belirsiz yasadışı bir birimde işler özel temizlik işleri şirketi elemanlarınca yürütülen denetimler şeklinde sürdürülmekte, Tüketici Hakları Zabıta Amirliği adı altında Belediye’de hukuk dışı işlemler yürütülmektedir.
      Çalışmaların hiçbir kritere uymadığı hususu suçduyurusu dilekçemde (Ek-1.)’de detaylarıyla açıklanmıştır..”
DAVACIYA İLİŞKİN BAZI BİLGİLER:

      Türkiye’de henüz tüketici kanununun bile bulunmadığı 1993-1995 yılları arasında televizyonculuk alanında bir ilke imza atıp tüketici hakları konulu programlar hazırlayan, bu çalışmaları nedeniyle ödülleri bulunan ve aynı zamanda gazetelerde tüketici hakları köşe yazıları da yayınlanan Suzan ÇELİK, tüketici haklarının hayata geçmesi için yürüttüğü faaliyetleri 1995 yılı itibariyle yerel yönetim, kamu yönetimi alanına taşıdı.
      ÇELİK, Devlet Memurluğu sınavını kazandıktan sonra, 1997 yılında İstanbul Büyükşehir Belediyesinde doğrudan Zabıta Biriminin bağlı olduğu Daire Başkanlığı bünyesinde Zabıta Tüketici Bürosu’nu kurdu.
      Zabıta Tüketici Bürosu’nun kuruluşu ve faaliyetleriyle ilgili ilginç bazı gazete haberleri belgeler bölümünde, tanıtım filmine ilişkin bir televizyon haberi video kaydı ana sayfada sunulmuştur.
      Zabıta Tüketici Bürosu İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nde Zabıta Müdürlüğü’nü bünyesinde bulunduran Daire Başkanlığı’na bağlı olarak kurulmuştu.
      Zabıta Teşkilatı içinde tüketici haklarının korunması konusunda hem danışmanlık hizmeti sunan, hem ilgili birimlerle koordinasyonu sağlayan, hem de cezai müeyyide uygulamak suretiyle tüketici şikayetlerini gideren Zabıta Tüketici Bürosu adlı birimin çalışmaları ve özellikle “Tüketicinin Yunusları” olarak nitelendirilen motosikletli denetim ekipleri kamuoyunda geniş yankı bulmuştu.
      Tüketici haklarının hayata geçmesi adına Türkiye tarihinde bir ilkin adı olan Zabıta Tüketici Bürosu, faaliyetleriyle Türkiye çapında başarılı kuruluş seçilerek Sanayi ve Ticaret Bakanlığı’nca ödüllendirilmişti. Büro’ya verilen bu ödül, bir sivil toplum örgütünün teklifi üzerine, konuyla ilgili üniversite, sivil toplum örgütü ve kamu kuruluşu temsilcilerinden oluşan bir jüri tarafından taktir edilmişti.
       Başarılı çalışmalarına rağmen, Büro’yu kuran Devlet Memuru Suzan ÇELİK, Belediye’ye ödül kazandırdıktan hemen sonra gerekçesiz olarak görevinden alındı.